Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesinde KDV Bedelinin Yükleniciye Aidiyetinin Yargıtay Kararları Çerçevesinde Tetkiki

I.  GİRİŞ

Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi yahut 4721 sayılı Medeni Kanununun 1009. Maddesinde ifade edildiği üzere Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi açıkça düzenlenerek unsurları belirlenmiş bir sözleşme değildir. Bu sözleşme ile gerçek veya tüzel kişi arsa sahipleri, 634 Sayılı Kay Mülkiyeti Kanunun sağladığı imkanlardan faydalanarak bu sözleşme karşılığında kat mülkiyeti (konut veya iş yeri) edinmek amacıyla arsalarını yükleniciye (müteahhide) vermektedirler.[1] Birden fazla hukuki işlemi içinde barındırması nedeniyle biraz karmaşık ve sonuç itibariyle kendine özgü (sui generis) bir hukuki muamele ortaya çıkmaktadır.[2]

“Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesinde KDV Bedelinin Yükleniciye Aidiyetinin Yargıtay Kararları Çerçevesinde Tetkiki” yazısını okumaya devam edin

Konut Hakkı – Anayasal Haklar Çerçevesinde Bir Değerlendirme

I. GİRİŞ

Seyahat ve yerleşme özgürlüğünden başlamak üzere konut hakkıyla birlikte barınma ve ikamet yeri seçimi de özel olarak anayasal güvence altındadır. Bireylerin konut hakkı güvenceye alınmadan, konut dokunulmazlığından, dengeli ve planlı bir kentleşmeden bahsedilemez.[1] Yerleşim hakkı ve devamında konut hakkı, insan haklarının en düşük eşiklerinden biri olarak nitelendirilebilir. Yerleşim hakkı beraberinde zorla boşaltma yasağını getirir, devamında konut hakkı planlı, dengeli ve yaşanabilir bir çevrede yerleşme imkanını sağlar. Anayasalar beraberinde ulusal ölçekte yerleşim özgürlüğü ile konut hakkının hukuksal sınırlarının çerçevesini çizerler.[2]

“Konut Hakkı – Anayasal Haklar Çerçevesinde Bir Değerlendirme” yazısını okumaya devam edin