Avukatın Bağımsızlığı

Yargı organları, emniyet makamları, diğer kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüsleri, özel ve kamuya ait bankalar, noterler, sigorta şirketleri ve vakıflar avukatlara görevlerinin yerine getirilmesinde yardımcı olmak zorundadır. Kanunlarındaki özel hükümler saklı kalmak kaydıyla, bu kurumlar avukatın gerek duyduğu bilgi ve belgeleri incelemesine sunmakla yükümlüdür. Bu belgelerden örnek alınması vekaletname ibrazına bağlıdır. Derdest davalarda müzekkereler duruşma günü beklenmeksizin mahkemeden alınabilir.(AK m.2/f.3)

Bilindiği üzere yargı sistemimiz diyalektik bir sistem üzerine kuruludur. Bunu tüm yargı yolları için ifade edebiliriz. Çekişmesiz bir ‘iş’ olsa dahi verilecek kararın gerekçeli olması zorunludur. Mirasçılık belgesi verilirken nüfus idaresinden, ölen kişi ile mirasçılık belgesi talep eden kişi için ilgili nüfus kayıtları gelmeden, mirasçılık belgesinin verilememesi, delil tespiti istemlerinde bilirkişi incelemesi yapılmadan yine tespitin yapılmaması örenek olarak verilebilir. Tüm yargılama sistemlerinde, çekişmeli ya da çekişmesiz, incelenebilir bir iddianın karşısında anti tez, bu iki zıt kutbun birbirini adeta çekiştirmesi sonucu ortaya çıkan bağımsız yargıçlarca verilen karar(sentez) vardır. Sentez diye adlandırılabilecek kararın sağlıklı olarak ortaya çıkabilmesi için, tez ve anti tezin iyi çalışması gerekmektedir.

Hukuk sistemimizde kişilerin hak arama hürriyeti Anayasa m.36 ve Anayasa m.90/f.son gereği iç hukuk kuralı haline gelmiş uluslararası sözleşmeler ile teminat altına alınmıştır. Anayasa’nın 4709 Sayılı yasa ile değişik m.36’da “Herkes meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir” denilmektedir. Yine kişilerin bu hak arama hürriyetlerini kullanırken bir vasıta olarak avukatlardan faydalanma zorunlulukları yoktur.

Avukatlık mesleği, 1136 Sayılı yasa m.1/f.1 de de ifade edildiği üzere serbest, bağımsız bir meslek olup, bu nitelikleri yukarıdaki Anayasal hak arama hürrüyetinin eksiksiz yahut ideal şekilde temini içindir. Yine aynı madde fıkrasında bu mesleğin kamusal bir yönü olduğu özellikle vurgulanmıştır. Bu kamu hizmetinin içeriği ise 1136 sayılı yasanın 2.maddesinde açıklanmıştır. Açıklamada belirtilen, her türlü hukuki anlaşmazlık ile meselelerin adalete ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesi için aynı yasa maddesinin son fıkrasında kurumlar tek tek sayılmış, bu kurumların avukatların görevlerini ifa etmelerinde, yardım yükümlülüklerinin zorunlu olduğunu belirtmiştir. Her ne kadar mecburiyet belirtilmişse de herhangi bir yaptırım belirtilmediğinden kadük bir düzenleme olarak karşımıza çıkmakta, uygulama da çoğu zaman dikkate dahi alınmamaktadır.

Avukatlık mesleğinin bağımsızlığı, zorlu hukuk eğitimini ve avukatlık mesleği için zorlu bir yol olan staj eğitimini başarıyla tamamlayan kişileri zümreleştirme yahut bir lütuf olarak bu mesleği seçenlere verilen bir paye olarak düşünülemez. Avukat bağımsız olmak zorundadır, tıpkı hakim ve savcıların bağımsız oldukları(yahut olmaları gerektiği) gibi… Yargılama makamlarına verilen yetki veya teminatların temel nedeni bu meslek gruplarının adaletin tecellisi için olmazsa olmaz işlevlerinden kaynaklanmaktadır.

1136 Sayılı Avukatlık Yasası m.34 Avukatın hak ve ödevlerini düzenlemektedir. Bu maddede dikkat çekici ifade avukatın mesleğinin kutsallığından bahsedilmesidir. Kutsallığın sebebi ilahi değildir tabi ki.(Hiç şüphesi adalet tüm ilahi fikirlerin inanışların en temel öznesidir) Kutsallık hak arama kavramından kaynaklanır. Gerçek anlamda temsili, şeffaf, hukuk kurallarına bağlı, sosyal bir demokrasi hak arama konusunda etkin olan bir demokrasidir. Ülkemiz Anayasası bu temel kavramlar üzerine kuruludur. Hakkını hukuk ile elde edemeyen, ya da hukuku etkin olmayan devlet zorbalığa, hukuksuzluğa, kargaşaya mahkumdur.

Açıklanan nedenlerle avukatların her ne kadar da kamu hizmeti yürütüyor olsalar da özgür ve bağımsız olmalarını gerektirmektedir.

1136 Sayılı Avukatlık Yasasının 1,2 ve 34,35. maddelerinin birlikte incelenmesinden çıkan sonuç şudur: Avukatlık, kamu hizmeti niteliğinde bir serbest meslektir ve bu mesleğin amacı, avukatların hukuki bilgi ve tecrübelerini adalet hizmetine bağlama, tarafların hukuki ilişkilerinden doğan uyuşmazlıkların, hakka uygun olarak çözümlenmesinde ve genel olarak mahkemelerle diğer resmi mercilerde yasaların tam olarak uygulanması konusunda yardımda bulunmaktır. Çünkü avukat, sözleşme ile üzerine aldığı işin yapılmasında ne müvekkilinin buyruğu altında ve ne de onun çıkarları ve yararları peşindedir ( Feridun Müderrisoğlu – Avukatlıkta Vekalet ve Ücret Sözleşmesi – Ankara 1974 – Sayfa 9 vd. ) onun ödevi, kısaca hukukun üstün tutulmasında yargı organlarına, hakemlere, resmi ve özel kurumlara yardımcı olmak ve dolayısıyla müvekkilini bu doğrultuda yararlandırmaktır. Doktrinde genellikle kabul edilen baskın görüş, savunma durumunda olan kişilerin ya da onları savunmakla görevli olan avukatların karşı tarafın, tanıkların, bilirkişilerin kişisel haklarını ihlal edici iddialar ileri sürmek zorunluluğunda kalabilecekleri hususudur. Özellikle avukata, mesleğini icra ederken, geniş bir serbesti tanımak lazımdır.[1]

2.Avukat devlete, baroya, meslektaşlara, müvekkile ve topluma karşı bağımsızdır

a) Devlete, Baroya ve Meslektaşlara karşı bağımsızdır

-Avukatlığın serbest bir meslek olmasının önemli sonuçlarından bir tanesi de mesleğe girişin serbest olmasıdır. Önceden belirli bazı kriterlerin yerine getirilmesi durumunda devletin stajlarını bitirmiş hukuk fakültesi mezunlarını avukatlık mesleğine kabul etmede herhangi bir takdir yetkisi yoktur.(Bunlar Avukatlık Yasası m.3 ve m.5’te  sayılan koşullardır) Avukat istediği yerde, istediği hususlarda çalışabilecektir.

-Avukat ile diğer yargı sujeleri arasında hiyerarşik bir ilişki yoktur. Ne hakimden ne savcıdan ne de Adalet Bakanlığından talimat almaz.

-Avukat meslek örgütü Baroya karşı bağımsızdır. Türkiye’de, staj tamamlandıktan sonra avukatlık mesleğinin icra edilebilmesi için mutlaka bir baroya kayıtlı olmak gereklidir. Türkiye Barolar Birliği’nin görevleri AK 110’da sayılmıştır. Maddenin son bendi TBB’ye uyulması zorunlu meslek kurallarını tespit ve tavsiye etme görevini vermiştir.[2] Her ne kadar TBB’nin böyle bir yetkisi olsa ve mesleği icra edebilmek için mutlaka bir baroya kayıtlı olmak gerekse de yine de avukatlarla barolar arasında bir alt-üst ilişkisi varlığından bahsedilemez.

-Avukatlar arasında da hiyerarşik bir ilişki yoktur. Avukat bir diğer avukatın asla üstü olamaz. Yaş farkı, deneyim farkı veya devlet avukatlığı, yahut öğretim görevlisi avukatlık hiçbir avukatı diğerinin üstü yapmaz.

b. Müvekkile karşı bağımsızdır

AK m.37 uyarınca avukat kendisine getirilen işi herhangi bir sebep göstermeksizin reddedebilir. Avukatla müvekkili arasında vekalet sözleşmesi gereği  bir güven ilişkisi bulunmalıdır. Bu yüzden işi alırken avukatın tamamıyla özgür iradesiyle hareket etmesi önemlidir. Avukatın bu serbestliğinin bir istisnası olarak Meslek Kuralları’nın 29. maddesi gösterilebilir. Bu maddeye göre bir meslektaşının ölümü veya başka bir nedenle baro başkanlığınca görevlendirilen avukat haklı bir neden olmaksızın bu görevi reddedemez.   AK m.38 de avukatın işin reddi veya kabulü serbestisine istisna olarak, işin reddinin zorunluluğu olduğu halleri saymıştır.

Avukatın bağımsızlığının önemli bir parçası da ekonomik bağımsızlıktır. Ekonomik açıdan bağımsız olmayan bir avukat müvekkiline karşı da bağımsız olamayacaktır. Avukatın ekonomik bağımsızlığına ulaşabilmek için kullanabileceği en etkili yol avukatlık ücretidir. Avukatlar avukatlık ücretini belirleme konusunda sözleşme serbestisi ilkesi çerçevesinde özgür bırakılmışlardır. (Borçlar Kanunu genel hükümleri saklıdır) Bunun dışında meslek hukuku çerçevesinde bu ücreti belirleme de aşılmaması gereken bazı yukarı ve aşağı sınırlar da söz konusudur. Bu sınırlar AK m.164 ve m.47’de çizilmiştir.

AK m. 47 hasılı davaya iştirak yasağını düzenlemiştir. Bu maddeye göre “avukat el koyduğu işlere ait çekişmeli hakları edinmekten veya bunların edinilmesine aracılıktan yasaklıdır”. Bu madde uyarınca bu yasak işin sona ermesinden itibaren bir yıl sürer ve avukatın ortaklarını ve yanında çalıştırdığı diğer avukatları da kapsar. Maddeye sonradan  eklenen 3. fıkra ise AK m.164 madde hükmünü saklı tutmaktadır.  Hasılı davaya iştirak yasağının son derece basit bir mantığı vardır: müvekkilinin ortağı haline gelen avukat objektifliğini kaybedecektir. Bu da avukatlığın adaletin sağlanmasındaki rolüyle çelişir.

AK m.164/2 , dava veya hükmolunacak şeyin değeri veya paranın belli bir yüzdesinin avukatlık ücreti olarak belirlenmesine imkan tanımıştır. Aynı fıkra uyarınca bu oran %25’ten fazla olarak belirlenemeyecektir. 4667 sayılı kanunla AK m.163’te yapılan değişiklik sonrası madde metni  “Avukatlık ücret tavanını aşan sözleşmeler, bu Kanunda belirtilen tavan miktarında geçerlidir. İfa edilmiş sözleşmenin geçersizliği ileri sürülemez. Yokluk halleri hariç, avukatlık sözleşmesinin bir hükmünün geçersizliği, bu sözleşmenin tümünü geçersiz kılmaz.”şeklinde ifade edilmiştir.

 

AK m.164/4’e göre avukatlık asgari ücret tarifesi altında ücret kararlaştırılamaz. Avukatlar ücretsiz dava almaları halinde, durumu baro yönetim kuruluna bildirmelidir.

 

c.Topluma karşı bağımsızdır

Sosyalist ve totaliter hukuk sistemlerinde avukat, devletin ve toplumun yüksek çıkarlarını ilgilendiren bir bilgi edinirse, bunu ilgili makamlara bildirmekle yükümlüdür. Liberal hukuk sistemlerinde ve bu arada Türk Hukukunda avukatın müvekkili aleyhine şahitlik yapmaktan çekinebileceği düzenlendiği gibi, mesleği dolayısıyla elde ettiği sırları saklaması da ( BK.m. 390. ve AK.m.36 ) bir yükümlülük olarak avukata yüklenmiştir. İşte tam da bu noktada toplum menfaatleri ile avukatlık mesleği çıkarları birbirlerine çatışsa da birbirinden kesin çizgilerle ayrılmaktadır.

            3. Sonuç

Avukatın bağımsızlığını karakterize eden Piero Calamandrei’ın bir hayli ün kazanan benzetmesi şöyledir: Campaigne’in Londra National Gallery’de bulunan bir tablosu birbirleriyle konuşmakta olan üç kardinale resmetmektedir. Kardinallerden biri cepheden, diğeri sol profilden, sonuncusu ise sağ profilden resmedilmiştir. Görünürde üç farklı kişi olan kardinallerin hepsi aslında Kardinal Richelieu’dur. Calamandrei’a göre, hakikat; cepheden, soldan veya sağdan bakılmasına göre değişecektir. Şu halde, avukatlar, hakikati yargılamada müvekkillerinin bakış açısına göre tasvir edeceklerdir. Böylece hakim, hakikati cepheden görmek imkanına kavuşacaktır.[3] İşte avukat bu nedenle bağımsızdır.


[1] Y4.HD2.5.1975E. 1974/1160 K. 1975/5782

[2] “Meslek kuralları temenni hükümler değil uyulması zorunlu kurallardır.”  TBB Disiplin Kurulu 25.01.1999, 149/15

[3] Kılıç, Savaş, Av.; Avukatlık mesleğinin Bağımsızlık niteliği, http://www.hukukcu.com/bilimsel/kitaplar/kilic_muteselsilsuc/avukatlik_meslegi.htm, 15.11.2007

Yorum bırakın