Yaşlılık Sigortası

I.                   Genel olarak

Bu çalışmada, yaşlılara yönelik sosyal politikaların bir anlamda finansmanını sağlayan yaşlılık sigortası ele alınmaktadır. Yaşlılara yönelik sosyal politikaların ne anlama geldiği ve bu politikalara ihtiyaç duyulmasının nedenleri ortaya konduktan sonra, yaşlılara yönelik sosyal güvenlik mevzuatına ve uygulama örneklerine yer verilecektir.

II.                 Yaşlılara Yönelik Sosyal Politikalar

Yaşlılara yönelik sosyal politikalar denilince, dünya ölçeğinde öncelikli olarak “emeklilik sistemleri” akla gelmektedir. Bunun yanında yaşlılara yönelik çalışma hayatında karşılaşılması muhtemel sosyal dışlanma, ayrımcılık vb. sorunların giderilmesi amacıyla da sosyal politikalar söz konusu olmaktadır. Nihayetinde sosyal hizmetler kapsamında yaşlı bakım ve destek hizmetleri ile sosyal yardımlar, yaşlılara yönelik sosyal politika uygulamalarının diğer önemli ayaklarındandır. Ancak sınırlı sürede hazırlanan bu çalışmada genel hatları ile ancak emeklilik konusu ele alınabilecektir.

III.             Yaşlılık Sigortasının Amacı, Nedenleri ve Hedefleri

Yaşlılara dönük sosyal  politika uygulamasının en yaygın olanı yaşlılık (emeklilik) sigortasıdır. Yaşlılık sigortası, “yaşının ilerlemesi gibi nedenlerden dolayı, fiziki gücünü kaybeden, eskisi gibi verimli çalışamayan ve dolayısıyla gelir ve kazanç kaybına uğrama tehlikesi ile karşı karşıya gelebilen kişilerin, bu sosyal risklerini karşılama ve onlara emekli aylığı bağlama amacını güden, sosyal sigortalar sisteminde yer alan bir sigorta türü”[1] şeklinde tarif edilmektedir.

Yaşlılık sigortası da malullük ve ölüm sigortaları gibi uzun süreli yardım yapan bir sosyal sigorta türüdür.[2]  Yaşlılık sigortasının iki temel amacı bulunmaktadır. Birincisi hayat süreci içinde bireylerin tüketimini kolaylaştırmak, ikincisi ise güvenliktir. Birincisinde, artık kişinin çalışmadığı durum olan emeklilik zamanlarında, kişiye bir gelir sağlanması suretiyle, kişinin tüketim ihtiyaçlarını temini amaçlanmaktadır. İkincisi ise, özellikle uzun ömürlülük durumlarında, kişiyi güvence altına almak anlamına gelmektedir. Bu anlamda, yaşlılık sigortasının birinci amacı ile yaşlıların yoksullaşmasını gidermek ve ikinci amacı ile de dağıtıcı objektifliği sağlamak söz konusu olmaktadır.

Yaşlılara yönelik sosyal politikalar geliştirmenin temelinde, demografik nedenler, ekonomik faktörler, sosyal nedenler olarak aile yapısındaki dönüşümler, siyasî ve hukukî bir zemin olarak “sosyal devlet” ilkesi ve insanî gerekçeler zikredilebilir.[3]

Yaşlılara yönelik sosyal politikaların hedefleri, tüm sosyal politikalarda olduğu gibi; sosyal gelişme, sosyal barış, sosyal adalet, sosyal denge ve sosyal bütünleşme gibi başlıklar altında sıralanabilir ve bu hedefler toplumun denge içinde varlığını sürdürebilmesinin ana unsurlarını belirlerler.[4]

Günümüzde dünya ülkeleri yaşlıların korunması konusunda üç değişik sistem benimsemiştir.[5] Bunlar:

i.        Yaşlılara gelirleri ile bağlı olmayan, herkese eşit ve genel bir gelir bağlanan Sosyal Güvenlik Sistemi

ii.                  Kazançla orantılı bir gelir bağlanan Sosyal Sigorta Sistemi

iii.    Zorunlu sigorta Sistemini tamamlayıcı emeklilik sistemi ile tamamlayan ülkelerin sistemi.

Türkiye’de ise sosyal güvenlik sistemi  denilince akla sosyal sigorta sistemi gelmekte; sosyal sigorta denilince de yaşlılık sigortası ya da emeklilik sistemi çağrışım yapmaktadır. Dolayısıyla Türkiye’de emeklilik/yaşlılık sigortasından bahsetmek, aslında bir bakıma sosyal güvenlik sistemi demek olmaktadır. Bu sisteme göre, temelde  belirli bir süre çalıştıktan sonra, emeklilik aylığına hak kazanma ve dolayısıyla bunların sosyal güvenliğinin sağlanması söz konusu olmaktadır. Bu durum ise, “sosyal devlet” ilkesinin bir gereği ve Anayasa’nın 60–62. maddelerinin bir şartı olarak ifade edilmektedir.[6]

IV.              Yaşlılık Aylığı

Yaşlılık sigortasında yapılacak temel yardım yaşlılık aylığıdır.Ayrıca bu yardımı alanlara, sağlık yardımı yapılmakta ve 5510 sayılı yasa yürürlüğe girmeden önce sosyal yardım zammı alanlara bu yardımın ödenmesine devam edilmektedir.

 Yaşlılık Aylığı Koşulları
Belirli Bir Yaşın Doldurulması
01.10.2008 Tarihi veya Sonrasında İlk Defa Sigortalı Olanlar İçin:
5510 sayılı Kanunun 28. maddesi a bendine göre; 01.10.2008 tarihinden sonra ilk defa işe giren,

·        4/a kapsamındaki sigortalılar, kadın ise 58, erkek ise 60 yaşını doldurmuş olması ve en az 7200 gün,

·        4/b ve 4/c kapsamındaki sigortalılar, kadın ise 58, erkek ise 60 yaşını doldurmuş olması ve en az 9000 gün,

Malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş olmaları şartı ile yaşlılık (emekli) aylığına hak kazanacaklardır.

5510 sayılı Kanunun 28. maddesi b bendine göre ise; yukarıda belirtilen yaş şartı;

·                     1/1/2036 ilâ 31/12/2037 tarihleri arasında kadın için 59, erkek için 61,

·                     1/1/2038 ilâ 31/12/2039 tarihleri arasında kadın için 60, erkek için 62,

·                     1/1/2040 ilâ 31/12/2041 tarihleri arasında kadın için 61, erkek için 63,

·                     1/1/2042 ilâ 31/12/2043 tarihleri arasında kadın için 62, erkek için 64,

·                     1/1/2044 ilâ 31/12/2045 tarihleri arasında kadın için 63, erkek için 65,

·                     1/1/2046 ilâ 31/12/2047 tarihleri arasında kadın için 64, erkek için 65,

·                     1/1/2048 tarihinden itibaren ise kadın ve erkek için 65,

olarak uygulanacak, ancak yaş hadlerinin uygulanmasında (a) bendinde belirtilen prim gün sayısı şartının doldurulduğu tarihte geçerli olan yaş hadleri esas alınacaktır.

Sigortalılar, 28 inci madde ikinci fıkranın (a) ve (b) bentlerinde yer alan yaş hadlerine 65 yaşını geçmemek üzere üç yıl eklenmek ve adlarına en az 5400 gün malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş olmak şartıyla da yaşlılık aylığından yararlanabileceklerdir.

Sigortalı olarak ilk defa çalışmaya başladığı tarihten önce 25 inci maddenin ikinci fıkrasına göre malûl sayılmayı gerektirecek derecede hastalık veya özürü bulunan ve bu nedenle malûllük aylığından yararlanamayan sigortalılara, en az onbeş yıldan beri sigortalı bulunmak ve en az 3960 gün malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş olmak şartıyla yaşlılık aylığı bağlanır.

Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmet sunucularının sağlık kurullarınca usûlüne uygun düzenlenecek raporlar ve dayanağı tıbbî belgelerin incelenmesi sonucu, Kurum Sağlık Kurulunca çalışma gücündeki kayıp oranının;

·                     % 50 ilâ % 59 arasında olduğu anlaşılan sigortalılar, en az 16 yıldan beri sigortalı olmaları ve 4320 gün,

·                     % 40 ilâ % 49 arasında olduğu anlaşılan sigortalılar, en az 18 yıldan beri sigortalı olmaları ve 4680 gün,

malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş olmak şartıyla ikinci fıkranın (a) bendindeki yaş şartları aranmaksızın yaşlılık aylığına hak kazanırlar. Bunlar 94 üncü madde hükümlerine göre kontrol muayenesine tâbi tutulabilirler.

Bakanlıkça tespit edilen maden işyerlerinin yeraltı işlerinde sürekli veya münavebeli olarak en az 20 yıldan beri çalışan sigortalılar için 28. madde ikinci fıkrada belirtilen yaş şartı 55 olarak uygulanır.

55 yaşını dolduran ve erken yaşlanmış olduğu tespit edilen sigortalılar, yaş dışındaki diğer şartları taşımaları halinde yaşlılık aylığından yararlanırlar.

01.10.2008 tarihinden önce sigortalı olanlar için ise halen yürürlükte olan 506 sayılı Kanunun geçici 81 inci ve 1479 sayılı Kanun’un geçici 10 uncu maddelerinde belirtilen geçiş hükümleri uygulanır.

ii. 01.10.2008 Tarihinden Önce Sigortalı Olanlar İçin:

08.09.1999 tarihinden sonra ilk defa işe giren sigortalılar,

Kadın ise 58, erkek ise 60 yaşını doldurmuş olması ve en az 7000 gün,
Kadın ise 58,erkek ise 60 yaşını doldurmuş olması, 25 yıldan beri sigortalı bulunması ve en az 4500 gün,
Malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş olmaları şartı ile yaşlılık (emekli) aylığına hak kazanacaklardır.

Belirtilen tarihten önce işe başlamış olanlarla ilgili olarak ise kademeli bir geçiş öngörülmüş olup, ayrıntılı düzenleme 506 sayılı Sosyal Sigortalara Kanununun 60 ıncı ve geçici 81 inci maddesinde yapılmıştır.[7] [8]

Sigortalının İşine Veya Sağlık Durumuna Bağlı Olarak Yaş Ve Prim Ödemeye İlişkin Özel Şartları
Sigortalının işine veya sağlık durumuna bağlı olarak yaş ve prim ödemeye ilişkin özel şartları bulunmakla beraber (Yeraltı maden işçileri, özürlü sigortalılar, erken yaşlananlar, sürekli başkasının bakımına muhtaç olanlar), bunlara burada yer verilemeyecektir.

İşten Ayrılma Koşulu
Kanunda öngörülen koşul, sigortalının hangi kapsamda sigortalı sayıldığına bağlı olarak farklılık göstermektedir. 5510 Sayılı kanuna göre m.4/1, a ya göre çalışanlar işten ayrılmalı ve emeklilik talebinde bulunmalıdırlar. Sigortalılık etkisi yaratmayan bir işte çalışmak emeklilik talebine etki etmemektedir. Yaşlılık aylığına hak edilip edilmediği Sosyal Güvenlik Kurumundan öğrenilmeden işten ayrılınmamalıdır. Emeklilik koşulları oluşmadan işten ayrılınması halinde kıdem tazminatına hak edilemeyecektir.[9]

Kamu görevlilerinin emekliliğe sevk onayı ile ilişikleri kesilir. Kamu görevlilerinin emeklilik esasları 5510 Sayılı yasa m.48 de düzenlenmiştir.

Aynı yasada m.4/1, b hükmüne göre  çalışanlar yaşlılık aylığı talep etmeleri için işlerinden ayrılmaları gerekli değildir.Yasa koyucu bu madde kapsamına giren sigortalıların önce faaliyetlerine son verip ardından tekrar başlatmaları gibi gereksiz, zor bir sürecin yaşanmasına müsaade etmemiş, kolaylık sağlamıştır. (Bu konu 506 Sayılı Kanun döneminde tartışmalı bir husustu)

Sigortalının Kuruma Başvurması Koşulu
Sosyal Güvenlik Kurumu kendiliğinden hak sahibine aylık bağlayamaz. Kuruma yazılı başvuru zorunludur. Fakat bu konuda devlet memurları ile bu kapsamda sayılanların durumları farklıdır. Devlet memurları bakımından resen emeklilik ile yaş haddinden emeklilikte sigortalının Kuruma başvuruda bulunmasına gerek olmaksızın hak sahibine aylık bağlanması söz konusu olmaktadır.

Yaşlılık Aylığı Koşullarını Etkileyen Nedenler
5510 sayılı Kanuna tabi malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına prim ödeyenlerin, sigorta kollarından yapılması gereken yardımlara hak kazanıp kazanmadıklarının tespitinde, sigortalılık süresi, prim ödeme gün sayısı ve yaş faktörlerine bakılır.

3. SİGORTALILIK SÜRESİ ve PRİM ÖDEME GÜN SAYISINI ETKİLEYEN NEDENLER
Sigortalılık süresi, sigortalının malüllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına bağlı olarak ilk defa çalışmaya başladığı tarih ile tahsis yapılması için yazılı istekte bulunduğu tarih, ölen sigortalılar için de ölüm tarihi arasında geçen süre olarak dikkate alınmaktadır. Bu sürenin tamamen çalışılarak ya da prim ödenerek geçirilmiş olması koşul olmadığı gibi, bu sürenin başlangıç ve sonu arasında sigortalının aralıklı ya da birden çok sigortalılık haline tabi çalışmasının, sigortalılık süresinin belirlenmesinde bir önemi bulunmamaktadır.

Hizmet Borçlanması
5510 sayılı Kanunda hizmet borçlanması 41. maddede, borçlanmanın usul ve esasları ise Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 70. maddesinde açıklanmıştır.

41.inci madde gereği Kanuna göre tespit edilen sigortalılığın başlangıç tarihinden önceki süreler için borçlandırılma halinde, sigortalılığın başlangıç tarihi, borçlandırılan gün sayısı kadar geriye gidilmek suretiyle tespit edilir.[10]

Örnek olarak: Askerlik hizmetini 1/1/2002-1/7/2003 tarihleri arasında yapan ve 10/5/2006 tarihinde ilk defa çalışmaya başlayan sigortalı 10/03/2023 tarihli talebi ile askerlik hizmetini borçlanmış olup, sigortalının askerlik yaptığı süre ilk işe giriş tarihinden önce olduğu için sigortalılık süresi başlangıcı, ilk işe giriş tarihinden borçlanılan süre kadar geriye gidilerek belirlenir.

Borçlanılabilecek Süreler :

Ücretsiz doğum ve analık izin süreleri ile doğum sonrası çalışılmayan en fazla iki yıllık süreleri
Askerlik süresi
Aylıksız izin süreleri
Doktora veya tıpta uzmanlık süreleri
Avukatlık staj süresi
Tutuklukuk ve gözaltı süresi
Grev ve lokavtta geçen süreler
Hekimlerin fahri asistanlıkta geçen süreleri
Seçime girmek için istifa eden kamu görevlilerinin açıkta geçirdikleri süreler
FAkülte ve yüksekokullarda kendi adına okuduktan sonra TSK ya da EGM’e geçenlerin bu okullarda geçen süreleri
5510 Sayılı Kanun Geçici Maddelerinde belirtilen borçlanma süreleri
Yurtdışı Hizmet Borçlanması
i.                    Yurtdışı Hizmet Borçlanması İsteyebilecekler

1-      18 yaşını doldurmuş olmak ve borçlanması talep edilen sürelerin Türk vatandaşı olarak geçirilmiş olması: 3201 sayılı Kanun uyarınca,yurt dışı hizmet borçlanması bakımından değerlendirilebilecek süreler, ilgilinin 18 yaşını doldurduktan sonra ve Türk vatandaşı olarak geçirdiği ve belgelendirebildiği hizmet süreleridir (m.1). Çifte vatandaşlığı olanların yurtdışı hizmet borçlanmasından yararlanıp yararlanamayacakları konusunda 3201 sayılı kanunda düzenleme bulunmamaktadır. Bu konu Sosyal Güvenlik Kurumunun 2008/44 sayılı genelgesi ile düzenlenmiş ve söz konusu kişilerin yurt dışı hizmet borçlanmasından yararlanabilecekleri hükme bağlanmıştır.

2-      Yurt dışında yapılan çalışmanın yasal olması: Yurt dışında yapılan çalışmanın 3201 sayılı           Kanun anlamında yurt dışında çalışma sayılabilmesi için söz konusu çalışmanın yasal olması gerekir.

3-      Ev Kadınlarının Durumu: 3201 sayılı Kanun ev kadınlarına da yurt dışı hizmetlerini borçlanma olanağı tanımıştır. Çalışmış iseler evleviyetle borçlanabilecekleri tartışmasızdır.

ii.                  Borçlanılabilecek Süreler

1-                                  Yurt dışında çalışılarak geçirildiği belgelendirilebilen süreler

2-   Yukarında belirtilen çalışma süreleri arasında veya sonunda her birinde bir yıla kadar olan işsizlik süreleri

3-                                  Ev kadını olarak geçirilen süreler

Bu sürelerin borçlanılabilmesi için, sigortalının 18 yaşını doldurduğu tarihten sonraki döneme ait olması ve Türk vatandaşı olarak geçmesi gerekmektedir.

iii.                Borçlanılamayacak Süreler

a)      18 yaşın doldurulmasından önce yurtdışında geçen hizmet ve ev kadınlığı süreleri

b)      Türk vatandaşlığının kazanılmasından önce ve Türk vatandaşlığının kaybedilmesinden sonra geçen hizmet ve ev kadınlığı süreleri

c)      İsveç, İsviçre ve Fransa ile yapılan sosyal güvenlik sözleşmeleri gereğince Türkiye’de isteğe bağlı sigortaya prim ödenen sürelerde yurtdışında geçen hizmet ve ev kadınlığı süreleri

d)     Libya’da iş üstlenen Türk işverenlerince çalıştırılan Türk işçilerin bu ülkede 01.09.1985 tarihinden sonra geçen çalışma süreleri

e)      Sosyal güvenlik sözleşmesi akdedilmemiş ülkelerde iş üstlenen Türk işverenler tarafından yurtdışına götürülen Türk işçilerinin çalışma süreleri ile Türkiye’deki sosyal güvenlik kanunlarına göre yurtiçinde isteğe bağlı sigortaya prim ödenen sürelerde bu ülkelerde geçen hizmet veya ev kadınlığı süreleri

f)       İkili sosyal güvenlik sözleşmesine göre kendilerine kısmi aylık bağlanmış olanların çalışmalar ve hizmetin bitim tarihinden sonraki işsizlik süreleri

g)      Almanya’da istisna akdi kapsamında iş üstlenen Türk işverenlerce çalıştırılan Türk işçilerin bu ülkedeki çalışma süreleri.

iv.                Başvurulacak Kuruluşlar

3201 sayılı Kanunun 1. maddesinde belirtilen kişiler ile yurt dışında çalışmakta iken veya yurda kesin dönüş yaptıktan sonra ölenlerin Türk vatandaşı olan hak sahipleri, sigortalının Türkiye’de hiçbir sosyal güvenlik kuruluşuna tabi çalışması yoksa Sosyal Güvenlik Kurumuna, Türkiye’de çalışması varsa en son tabi olduğu sosyal güvenlik kuruluşuna Sosyal güvenlik sözleşmeleri uygulanmak suretiyle kısmi aylık bağlanmış olanların, aylık aldıkları sosyal güvenlik kuruluşuna müracaat etmek suretiyle borçlanma olanağından yararlanırlar (3201 s.K. m. 3; Yön. m.5/c).

v.                  Başvuru ve Başvuruya Eklenecek Belgeler

Yurt dışında geçen sürelerin borçlandırılması için söz konusu sürelerin belgelendirilmesi zorunludur. Borçlanma için yazılı istekte bulunan ancak, ibraz ettikleri belgeleri borçlanma işleminin yapılması için yeterli görülmeyenlerin istekleri reddedilmez, belgelerini tamamlamaları kendilerinden talep edilir (Genelge, A, 3). Borçlanılacak sürelerin belgelendirilmesi için istenilecek belgeler, sosyal güvenlik sözleşmesi imzalanmış ve sosyal güvenlik sözleşmesi imzalanmamış ülkeler açısından farklılık oluşturur (Genelge, A, 3)

Fiili Hizmet Süresi Zammı
“Fiili hizmet süresi zammı” kavramı, 5510 sayılı Kanun’un 40. maddesinde düzenlenmiştir. Bu kavramın özünde, ağır ve yıpratıcı işlerde çalışan sigortalıların korunması düşüncesi vardır. Fiili hizmet süresi zammı ile bu tür işlerde çalışan sigortalılara, Kanunda öngörülmüş olan ek sigortalılık süresi ve ek prim ödeme gün sayısı ilave edilmek suretiyle diğer sigortalılara nazaran avantaj sağlanarak erken emeklilik imkânı yaratılmaktadır.[11]

Bu kapsama giren işyerleri yasanın 40.maddesinde düzenlenmiş ve fiili hizmet süresi zammına tabi işler onbeş kategori olarak belirlenmiştir. Bunlar: Kurşun ve arsenik işleri, cam fabrika ve atölyeleri, civa üretimi sanayii, çimennto fabrikaları, kok fabrikalarıyla termik santraller, alüminyum fabrikaları, demir ve çelik fabrikaları, döküm fabrikaları, asit üretimi yapan fabrika ve atölyeler, yeraltı işleri, radyoaktif ve radyoiyonizan maddelerle yapılan işler, su altında basınçlı hava içinde çalışmayı gerektiren işler, Türk Silahlı Kuvvetlerinde, Emniyet ve Polis mesleğinde, Milli İstihbarat Teşkilatı ile İtfaiye veya yangın söndürme işleridir.

Yaşlılık Aylığının Hesaplanması
5510 sayılı Kanun ile getirilen sistemde, 4447 sayılı Kanunla getirilen sisteme benzer şekilde sigortalıların hizmet yıllarına ait prime esas kazançları tahsis talep veya ölüm yılına güncellenmekte ve bu işlem için güncelleme katsayısı kullanılmaktadır. Güncelleme katsayısı; her yılın Aralık ayına göre Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan en son temel yıllı tüketici fiyatları genel indeksindeki değişim oranının (TÜFE) % 100’ü ile sabit fiyatlarla gayri safi yurtiçi hasıla gelişme hızının (GH) % 30’unun toplamına (1) tam sayısının ilave edilmesi sonucu hesaplanır.

Yeni sistemde aylık, ortalama aylık kazancın aylık bağlama oranı ile çarpılması sonucu hesaplanır ve Aylık=Ortalama Aylık Kazanç x Aylık Bağlama Oranı şeklinde formüle edilir.

Yaşlılık Aylığının Ödenmesi
Kurumca Yapılacak Yaşlılık Aylığı Tahsis İşlemleri
Yaşlılık aylığı bağlanması için sigortalının örneği Kurumca hazırlanacak talep dilekçesi ile işten ayrılma ve diğer belirlenmiş belgelerle Kuruma başvurması şarttır.

Yaşlılık Aylığının Başlangıcı ve Ödeme Dönemleri
5510 Sayılı Yasa Madde 30-

4 üncü maddenin birinci fıkrasının;

a) (a) ve (b) bentlerinde belirtilen sigortalılardan yaşlılık aylığına hak kazananlara, yazılı istek tarihinden sonraki,

b) (Değişik: 17/4/2008-5754/18 md.) (c) bendinde belirtilen sigortalılardan yaşlılık aylığına hak kazananlara, yetkili makamdan alınan emekliye sevk onayı üzerine görevleriyle ilişiğinin kesildiği tarihi takip eden,

c) (Değişik: 17/4/2008-5754/18 md.) (c) bendinde belirtilen sigortalılardan her ne şekilde olursa olsun görevinden ayrılmış ve daha sonra başka bir sigortalılık haline tabi olarak çalışmamış olanlar ile kontrol muayenesi sonucu aylığı kesilenlerden yaşlılık aylığına hak kazananlara ise istek tarihini takip eden,

Ay başından itibaren aylık bağlanır.

Avans Ödemesi
Kanuna göre, sigortalıların bu kanunun uygulanması bakımından hak ettikleri alacaklarının ödenmemesi halinde, avans verilmesine Kurum yetkilidir. (İlerideki alacaklardan mahsup edilmek üzere avans ödemesi)

Yaşlılık Aylığının Bildirimi
Kurum Yaşlılık aylığı talebinde bulunulduktan sonra, gerekli incelemenin tamamlanmasından sonra ilgiliye en geç 3 ay içersinde, başvuru sonucuna ilişkin bilgi vermekle yükümlüdür.

Yaşlılık Aylığının Alt Sınırı ve Arttırılması
Değişen Gelir ve Aylıkların Başlangıçları
Yersiz Ödemelerin Geri Alınması
Ödeme yapılmasında tarafların kusuruna göre geriye yönelik talep edilebilecek yaşlılık aylıkları farklılık göstermektedir. Eğer ilgili kusurlu ile geriye yönelik en fazla 10 yıllık ödenen aylıklar, eğer kurum kusurlu ise geriye yönelik en fazla 5 yıl süreyi kapsayan aylıklar, iade talebinin ilgiliye tebliğinden itibaren 3 ay içersinde ödenmesi halinde faizsiz olarak, bu süreden sonra yapılacak tahsilatlar ise bu sürenin sonundan itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte ilgilinin Kurumdan alacağı varsa bu alacağı mahsup edilmek sureti ile tahsil edilir.

Yaşlılık Aylığının Devir ve Haciz Yasağı
5510 Sayılı yasanın 5838 Sayılı yasa ile eklenen fıkrası ile artık aylık üzerine icra müdürlüğünde verilecek muvafakat ile haciz konulabilmesi mümkündür. Bunun haricinde emekli maaşı devredilemez ve üzerine haciz konulamaz. Bu değişiklik kamu düzenine ilişkin mutlak niteliği kaldıran bir düzenlemedir.

Bazı Kamu Görevlilerinin Yaşlılık Aylıkları
Cumhurbaşkanı, TBMM Başkanı, Başbakana Aylık Bağlanması
Yaş Haddinden, Kadrosuzluk ya da Disiplin Nedeniyle Re’sen Yaşlılık Aylığı Bağlanacak Haller
V- Sonuç:

Türkiye Cumhuriyeti devleti Anayasa m.2 hükmüne göre “sosyal” yönü olan bir devlettir. Bu genel niteliği yanı sıra m.5’te devletin temel amaç ve görevleri “kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”  Şeklinde tanımlanmıştır.

Bireylerin sosyal güvenlik haklarının düzenlendiği Anayasanın 60-62. maddelerine göre devlet vatandaşlarına sosyal güvenlik hakkını etkin bir şekilde sağlamak için gerekli kurumları oluşturmak, tedbirler almak ve bu tedbirleri uygulamakla görevlidir.

Gelişen ve dönüşen ekonomik sistemler devletin tanımını değiştirdiği gibi devletin sosyal güvenliğe bakışını da değiştirmektedir. Sosyal Güvenlik politikalarının etkin, eşit ve dengeli olarak tüm bireylere uygulanabilmesi, bu politikaların temel hak ve özgürlükler anlamında bireyin refahını amaçladığı kadar, bu politikaların ekonomik boyutu da dikkate alınarak uygulanmalıdır. Geçmişte 40’lı yaşlarda emeklilik hakkı tanınması gelecekte aynı toplumda yaşayan bireyleri tabiri caizse mezarda emekliliğe mahkum etmiştir. Diğer yandan geçmişteki hatalı uygulamalar olsun yahut olmasın güçten düşmüş, çalışma enerjisini kaybetmiş, yeni nesile göre çalışma hayatında rekabet şansı düşük olan bir bireyin sırf sosyal güvenlik sisteminin üzerindeki yükü hafifletmek adına 60 yaşından sonra çalışmaya zorlanması yine kanaatimce ciddi bir adaletsizliktir. Devletin varlık nedeni kendisini vücuda getiren bireylerin her birinin özgürlüğü, refahı, huzuru ve güvenliğidir.

[1] SEYYAR, Ali; Sosyal Güvenlik Terimleri, Papatya Yayıncılık, İstanbul, 2005, sf. 84
[2] GÜZEL, OKUR, CANİKLİOĞLU; Sosyal Güvenlik Hukuku, Beta Yayınları, 13.Bası, Ekim 2010, sf.455
[3] TAŞÇI, Age, sf.176 vd
[4] Web: ALTAN, DUMAN; Yaşlılara Yönelik Sosyal Politikalar, http://www.kamu-is.org.tr/pdf/725.pdf, çevrimiçi, 13.11.2011, sf.16
[5] GÜZEL, OKUR, CANİKLİOĞLU, age, sf.455
[6] DPT, Türkiye’de Yaşlıların Durumu ve Yaşlanma Ulusal Eylem Planı, DPT Yayınları, Ankara, 2007, sf. 18
[7] web: DİLLİ, Esman, Çevrimiçi, 15.11.2011, http://www.isvesosyalguvenlik.com/anasayfa/dosya65.htm
[8] GÜZEL, OKUR, CANİKLİOĞLU, age, sf.459-474
[9] GÜZEL, OKUR, CANİKLİOĞLU, age, sf.484
[10] web: DEMİRCİ, Hakkı; SGK Baş Müfettişi, çevrimiçi, 16.11.2011, http://www.huseyinust.com/konu-sigortalilik-suresi-hesabinda-dikkate-alinan-alinmayan-sureler-ile-prim-odeme-gun-say
[11] web: ORAL, İlhan; 5510 sayılı Kanunun Fiili Hizmet Süresi Zammına İlişkin Düzenlemelerinin Değerlendirilmesi, çevrimiçi, 16.11.2011, http://www.ceis.org.tr/dergiDocs/makale236.pdf

Yorum bırakın