BİRİNCİ BÖLÜM
1.GENEL BAKIŞ
TTK tasarısının sermaye şirketleri için öngördüğü web[1] sitesi zorunluluğunun incelemesine geçmeden önce, ülkemizde ve dünyada neden böyle bir ihtiyacın doğduğu hakkında bilgi vermek gerekmektedir.
Türkiye bir taraftan AB üyeliğine hazırlanırken, diğer taraftan da uluslararası piyasaların bir parçası olabilmek için bu piyasaların kurumlarına ve kurallarına yer veren bir Ticaret Kanununu yürürlüğe koyması gerekmektedir.
Bunların yanında yeni bir Türk Ticaret Kanunu yapılmasının, tüketicinin korunması, halk pay sahipliğinin ve demokrasisinin gelişmesi, elektronik ortamda hukukî işlem kurmanın yaygınlık kazanması gibi daha birçok özel sebepleri vardır.[2]
Bu sebepler tasarı gerekçesine de yansımıştır. “Kurumsal yönetim dört taşıyıcı kolon üzerine oturur: Şeffaflık, adillik, hesap verilebilirlik, sorumluluk. Tasarıda web sayfası zorunluluğunun getirisi hiç şüphesiz öncelikle şeffaflık alanında olacaktır. Şeffaflık, şirketi “camdan cep” olarak görme anlayışını aşan bir kavram, yeni bir anlayış, şirketi bütün kurumları ile kavrayan bir yaklaşımdır. Şeffaflık, pay sahiplerinin ve sermaye piyasasında rol sahibi tüm aktörlerin, tam bilgilendirilmesini ve aydınlatılmasını hedefler. Menfaat sahipleri, ilgililer, sermaye piyasası aktörleri, alacaklılar ve paysahipleri yönünden önemli olan tüm ilişkilerin, raporların, planların, projelerin açıklanmasını içerir. Şeffaflığın anonim şirketler hukukundaki yeni aracı, internet, elektronik ortamda aktarmalar ve açılması zorunlu bulunan web siteleridir. Her sermaye şirketinin bir web sitesi olması, bu sitenin şeffaflık sağlayıcı bir mekanizma olarak çalışması gerekir. Adillik, şeffaflık temelinde iyi yönetim ve denetimle, menfaatlerin ideal noktada uyuşturulması gerektiği şeklinde özetlenebilir.” [3]
Bu çalışmanın başlığında da belirtildiği üzere bu zorunluluk Tasarı 124.maddesinde sayılan sermeye şirketleri içindir. Tasarıya göre (1) Ticaret şirketleri; kollektif, komandit, anonim, limited ve kooperatif şirketlerinden ibarettir.(2) Bu Kanunda, kollektif ile komandit şirket, şahıs; anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirket sermaye şirketi sayılır.[4]
Sermaye şirketleri genellikle ciddi miktarda sermaye gerektiren faaliyetlerin yürütüldüğü ve çok sayıda ortağın bulunduğu şirketlerdir. İşte bu nedenle yukarda belirtildiği üzere adeta küçük devletçikler olan, piyasaya etkileri olacağından devletin kamusal düzeniyle de bağlantılı olması dolayısıyla bu şirketlerde ki gelişmelereden etkilenmesi muhtemel olan sermayedar ortakların, toplumun haklarının korunması adil, şeffaf, hesap verebilir, sorumlu kurumsal yapıların kurulması ile olacaktır.
2.TEKNİK BİLGİLER
Web sitesinin ulaşılabirliğini sağlayan teknolojik alt yapı olan internetten bahsetmek gerekmektedir.
a) İnternet: Kısa Tarihçe
ABD’ de 60’lı yıllarda savunma bakanlığının isteği üzerine olası felaket senaryolarının (doğal afet, nükleer saldırı) ardından dahi işlevselliğini koruyabilecek bir iletişim sistemi yaratmak amacı ile ARPANET adı altında başlatılan askeri bir projedir. 70’li yılların başında Amerikan üniversitelerinde bu projeden yararlanma imkânı verilmesinin ardından e-posta uygulamaları yaygınlık kazanmaya başlamıştır.[5] E-postanın yaygınlığı insanları bu teknolojinin ne kadar faydalı, işlevsel olabileceği konusunda düşünmeye sevketmiştir.
Bunun sonucu olarak 1990’ lı yıllara gelindiğinde, birçok üniversite ve araştırma kurumu ağ sistemlerine dahil olmuşlardır. Daha sonrada sayıları yüz milyonları bulan kitleler arasında şaşırtıcı bir şekilde gelişmiş ve internet üzerinden iş yapmak isteyen girişimciler için uygun zemini oluşturmuştur.[6] İnternetin ticari hayata girmesi yada ticari hayatın interneti kullanmasıyla internet teknolojisinde sıçrama yaşanmıştır. Örnekleyecek olursak radyo, televizyon ve internetin adaptasyon süreçleri incelendiğinde, 50 milyon kullanıcıya ulaşmak için gereken süreler, radyo için 38 yıl, televizyon için 13 yıl iken, internet için bu süre sadece 5 yıldır.[7]
İnternetin dünya üzerinde herhangi bir yerden her an kullanılabilmesi, gerek tüketicilerin gerekse işletmelerin ticari amaçla internet ortamına gelmesine neden olmuştur. İnternetin son 10 yıllık dönemdeki adaptasyonu o kadar hızlı olmuştur ki, fiziki ortamda yer alan hemen her şey internet ortamına taşınmıştır. İnsanlar için tanışma, sohbet etme, alışveriş yapma, müzik dinleme, film seyretme veya satın alma, bilgi arama v.b. çok çeşitli amaçlar için dünyanın her yerinde bir çok ülkede çok sayıda işletme ve tüketici internet ortamında boy göstermektedir.
Bütün bu hızlı gelişimine rağmen, internet ile ilgili gelişmelerin sonuna gelindiği anlaşılmamalıdır. İnternetin verimli bir pazar ortamı olabilmesi için önünde daha bir çok engeller mevcuttur. Bağlantı hızlarının artırılması, internete yönelik güvenin oluşturulması, işletme ve tüketicilerin internet ortamına adaptasyonları v.b… bir çok alanda yapılması gereken bir çok çalışma mevcuttur.[8]
b) İnternet Kullanımının Sağlanması
Kişi bilgisayarı ile Internet’e bağlanabilmek için genelde bir telefon hattına ihtiyacı vardır. Bunun yanında uydu, kablo ve Wi-Fi[9] diye adlandırılan radyo yayınlarla da ağların ağına[10] bağlanabilir. En yaygın olanı ise bir modem[11] ile belli hızda bir internet servisi veren bir şirketin hizmetinden yararlanmaktır. Modem bilgisayarın dijital verileri çeşitli ses frekanslara çevirip telefon hattından internet servisine ulaştırmakta olup tersine aynı yöntemle verileri almaktadır. Her çağırdığınız sitenin bir IP[12] adresi – numarası vardır (msl. 123.123.12.5) diye 4 yuvadan oluşan ve her yuvanın 0 ile 255 arası değeri olan bir adrestir. Böylece tüketilemez bir adres sıralama özelliği oluşmaktadır. Fakat kullanıcı bu yalın sayı değerini her çağıracağı site için aklında tutamayacağı için bu adresleri web sayfasına eş değer tutan DNS[13] bilgisayarları vardır. Bunların görevi ise çağırdığınız her site ismine eş değer IP adresini hazır tutmak ve bilgi taşıma protokolünün paketlerini (TCP/IP[14]) bu adrese yönlendirmektir. Böylece az bir zahmetle internet gezgincisinin çağırdığı sitedeki renkli, yazılı, vb… bilgilere ulaşılabilmektedir.[15]
c) Web Sitesi Nedir?
Öncelikle belirtmek gerekirse internet ile web sitesi aynı şey demek değildir. Yine de web’in temeli İnternettir. Web internet üzerinde kurulmuştur ve internetin sunduğu mekanizmalardan çoğunun kullanılmasını sağlar. İnternetin fiziksel görünüşleri –bilgisayarlar, ağlar ve servisler- dünya üzerindeki diğer binlerce bilgisayara bağlanılmasına izin verir. Bilişim sistemlerinde ki bilgilerin paylaşımına izin veren protokoller ve araçlar kümesidir.
“Web tarayıcısı” adı verilen programı çalıştıran bir istemci bilgisayar ile web sunucu yazılımı çalıştıran bir sunucu bilgisayar vardır ve bu iki bilgisayar arasındaki etkileşime “İstemci-sunucu” etkileşimi adı verilir. İstemci bilgisayar sunucudan HTTP[16] ‘yi ve internet mesaj standartı olan TCP/IP’yi kullanarak bir doküman ister ve sunucu istemcinin göstereceği dokümanı geri döndürür. Ayrıntılarına burada değinilmeyecek bu teknik süreçle web sitelerinde ki bilgilere ulaşılır.
Bu teknik tanımların yanısıra web siteleri birer bilgisayar dökümanı ya da dökümanlar topluluğu olarak adlandırılabilir. Zira bir web sitesi öncelikle tanıtım amaçlı olan ana sayfa dışında, ana sayfa üzerinde link[17] adı verilen bağlantı noktaları ile yönlendirilen sayfalar vardır. Bu sayfalar üzerinde gerek yazılı gerekse multimedya adı verilen bilgisayar tarafından okunabilen veriler yer almaktadır. Web sayfaları üzerinde yazılı, sesli, görüntülü iletişimi sağlayan bu multimedya verileri ile veri işleyen programların yanısıra, web içerik sağlayıcısı ile doğrudan iletişim kurulmasını sağlayan sistemler mevcuttur.[18]
İşte tam bu noktada Tasarı’ da yer alan sermaye şirketlerine getirilen web sitesi zorunluluğu kapsamında bir web sitesinin bu verileri nasıl işleyeceği, yada içeriğinin nasıl olması gerektiği sorusu akla gelmektedir. Bu sorunun yanıtı Tasarı’nın 1502.maddesinin ilk fıkrasındadır.[19]
Madde tetkikine geçmeden son olarak ülkemizde ki bilişim hukuku alanındaki gelişmelere değinmek gerekmektedir.
d) Türkiye’ de Bilişim Hukuku Alanında ki Gelişmeler
Yasal düzenlemeler için toplumda önce gerçek bir değişim ortaya çıkar (de facto), sonra bu değişime uygun hukuki düzenlemeler (de jure) yapılır. Son yıllarda hukuk düzenini değişime zorlayan alan bilişim alanı olmuştur.
İnternet Kanunu gibi bir kanun yoktur, ancak internete veya bilişim alanına uygulanacak birçok kanuni düzenleme mevcuttur. 1 Haziran 2005’ te yürürlüğe giren 5237 Sayılı TCK, 5271 Sayılı CMK, 5070 Sayılı Elektronik İmza Kanunu, 406 Sayılı Telgraf ve Telefon Kanunu, 2813 Sayılı Telsiz Kanunu, 5369 Sayılı Evrensel Hizmetin Sağlanması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik YapIlmasi Hakkında Kanun, 5651 Sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun yanı sıra tasarı metinleri ortaya çıkmış olan BK, HMUK, TTK’ da bilişim alanını ilgilendiren bir çok düzenleme mevcuttur.[20]
Her ne kadar fiili durum (de facto) ortaya çıktıktan sonra yasal düzenleme yoluna gidilir demişsek de, söz konusu tasarıların yasalaşması halinde yasal durum(de jure), fiili durumu yaratacak gibi gözükmektedir. Bu noktada sistem belirli bir noktaya gelene kadar bir çok sorun yaşanacağı açıktır ama yine de oluşabilecek olumsuzluklar asla bilişim alanının yaygınlaşmasından elde edilecek faydanın yanına yaklaşamayacaktır.
UYAP’ ın özellikle son yıllarda ortaya koyduğu performans ile adli işlemlerin hızlanması[21], bankacılık işlemlerinin internet şubesi üzerinden gerçekleştirilmesinin bu işlemlerin maliyetlerine etkisi[22], vergi dairelerinin internet ortamında hizmet vermeye başlaması ile vergi kaybının azalması[23], en son en güncel haberlere ve haberin kaynaklarına ulaşılabilmesi, bilgiye ulaşmanın kolaylığı, vb… faydalardan bahsedilebilir. İnternet kuşkusuz bilgi kaynaklarına erişimi kolaylaştırmış ve etkin kılmıştır, ancak, şu unutulmamalıdır ki İnternetteki bilgilerin hepsi mevcut bilgilerin yeni bir ortama nakli suretiyle elde edilmiştir. Yani, bilgi kaynaklarının hepsi şu veya bu şekilde mevcuttur ve sürekli beslenmektedir. Bilgiye erişmek isteyenler açısından internetin avantajı olsa olsa verimlilik kazanımıdır.[24] Verilen örneklerin hepsinde en temel kazanımın verimlilik olduğu açıktır.
Hızlı, doğrudan ve küresel iletişim imkanının olumlu olduğu unutulmayarak son yıllarda ülkemizde de kanunlaşma yolunda adımların atılması olumludur.
Tasarı genel gerekçesinin 5. maddesinde “İnternetin günlük hayata sıradışı bir hızla girip her alanda kullanılır hâle gelmesi hukuku da etkilemiştir. Sözleşmelerin kurulmalarından başlayarak, belgelerin elektronik ortamda oluşturulmasına ve saklanmasına başlanması; şeffaflığın bu yoldan en üst düzeyde sağlanabilmesi; şirketlerde organların toplantılarına ilişkin çağrılarının e-posta ile yapılması, toplantıya katılmanın, öneri sunmanın, oy kullanmanın aynı yolla gerçekleştirilmesi kanunkoyucuları kanunlarda değişiklik yapmaya yöneltmiştir. Almanya, Fransa ve İskandinav ülkeleri başta olmak üzere birçok ülke, 2000’den beri e-postayı, e-ticareti ve yönlendirilmiş e-mesajı (TK m. 1502) ticaretin bir parçası haline getirmişlerdir. Tasarı’nın bu gelişmeyi yansıtması gereklidir.” İfadesi kullanılmıştır.
Tasarı genel gerekçesi Türkiye Cumhuriyeti’ nin demokratik laik sosyal hukuk devleti olma ilkesine uygundur.
İKİNCİ BÖLÜM
TTK TASARISINDA WEB SAYFASI
1. Giriş
Genel gerekçe 218 Elektronik işlemler, güvenli elektronik imza, elektronik işlemlerin bir bölümünü oluşturan e-ticaret, şirketlerde organların sanal ortamlarda toplantı yapabilmeleri, on-line oy kullanma ve toplantı nakli ticarî işletme, şirketler, kıymetli evrak, taşıma, deniz ve sigorta hukukunu derinden etkilemiştir; etkilemeye ve önemli kurumları yeniden şekillendirmeye devam edecektir. Güvenlik Elektronik İmza Kanunu ve bunun BK’ya yansıması sözkonusu etkinin kanıtıdır. No. 093’de anılan Uzmanlar Raporu, şeffaflık bağlamında elektronik işlemlere ve nakillere önemli yer ayırmıştır. Tasarı da aynı amaçla düzenlemeler yapmış, bu bağlamda her sermaye şirketinin bir web sitesi açması, bu sitenin bir bölümünü paysahiplerini, alacaklıları, sermaye piyasası aktörlerini ilgilendiren bilgilerin yayınlanmasına tahsis etmesi, yönlendirilmiş mesajları bu siteye koyması, bu hususu –siteyi değil- tescil ettirmesi ve ilan etmesi, web sitesinin adresini unvanının altına yazması zorunluğunu getirmiştir.
İş yapmanın özellikle son yıllarda ki yeni yolu olan sanal/elektronik veya fiziki olmayan ortamda gerçekleştirilen ticaret, geleneksel ticaretin doğasını değiştirmektedir.[25] Tabi bu çalışmanın konusu e-ticaret değildir. Çalışmanın konusu daha çok tasarıda ki maddelerden de anlaşılacağı üzere sermaye şirketlerine getirilecek web sitesi oluşturma yükümlülüğü kapsamında, web sayfasının içeriğinin ne olması gerektiği ile ilgilidir.
Tasarının 1502. maddesi, eğer tasarı bu şekli ile yasalaşacak olursa mevcut ticari yaşantıyı fazlasıyla değiştirecektir. Yukarda belirtildiği üzere tüm sermaye şirketlerini kapsayan bu de jure düzenleme nedeniyle bu kapsamdaki hemen her şirket bir bilgi işlem birimi kurmak durumunda kalacaktırr. Bilgi işlem birimlerinde istihdam edilecek kişiler en azından bir web sayfasının içerik denetimini yapabilecek bilgi birikime sahip olması gerekecektir. Ayrıca bilgisayar programcıları, bilgisayar sarf malzemeleri satıcıları, teknik destek sağlayıcılar, vb… bir çok kişiye ihityaç duyulacaktır.
Gelecek hakkında öngörülebilen tek olgu bilişim alanında çalışacak kişilere ihtiyaç duyulacağı noktasıdır. Örneğin UYAP’ ın aktifleşmesi ile avukatların, hakimlerin, savcıların, ve diğer yargı profesyonellerinin UYAP’ ı kullanmaya başlaması sürecinde de bu yaşanacaktır. En basiti bir elektronik imza sertifikasının nasıl nereden alınacağı, kişisel bilgisayarlara nasıl yükleneceği, sistemdeki güncelleşmelerin nasıl takip edileceği, olası aksaklıklarda ne yapılması gerektiği, vb…
Bu durumda şu anda bile internette ki arama motorlarına sadece “web” ve “zorunluluk” kelimeleri yanyana yazıldığında ekranda web tasarımı yapan bazı şirketlerin, Tasarıda yer alan web sitesi zorunluluğu ile ilgili bilgi dökümanları belirmektedir. Bu dökümanlarda da öncelikle belirtilen bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde uygulanacak cezalardır.
Türkiye Bankalar Birliği Tasarı için görüşlerini açıkladığı internet dökümanında “404 ve 527 inci maddelerde yer alan sır saklama yükümünü ihlal edenler hakkında öngörülen hapis cezaları hariç olmak üzere, bu maddede(madde 562) belirtilen tüm hapis cezalarının kaldırılarak bunların prensip itibariyle adli para cezasına dönüştürülmesi gereklidir. Zira, Tasarının bu maddesindeki hapis cezalarını öngören düzenleme ticaret hukuku prensipleri ile bağdaşmamaktadır.” ifadesini kullanmaktadır.
Tasarıda web sayfası zorunluluğu 1502.madde de düzenlenmiştir.
2. 1502. Madde
a) Madde Metni
“madde 1502 – (1) Her sermaye şirketi bir Web sitesi oluşturmaya ve sitenin belirli bir bölümünü, şirketin kanunen yapması gereken ilânlarına, pay sahipleri ve ortakları açısından önem taşıyan açıklamalarına, yönetim kurulu ve genel kurul toplantılarının hazırlıkları ve yapılması ile ilgili, ortaklara sunulması gereken belgelerin açıklanmasına, bu kurullara ilişkin davetlerin yapılmasına, oy verme, şeffaflık ve kamuyu aydınlatma yönünden zorunlu ve bilgi toplumu bağlamında yararlı görülen hizmet ve bilgilerin sunulmasına, bilgi almaya yönelik sorulara, verilen bilgiye ve benzeri diğer işlemler ile bu kanunda ve diğer kanunlarda pay sahiplerinin veya ortakların aydınlatılmasının öngörüldüğü konulara tahsis etmek zorundadır. Ayrıca, finansal tabloları, bunların dipnotları, yıllık rapor, yönetim kurulunun kurumsal yönetim ilkelerine ne oranda uyulduğuna ilişkin yıllık değerleme açıklaması, denetçinin, özel denetçinin, işlem denetçilerinin raporları ve yetkili kurul ve bakanlıkların istedikleri pay sahiplerinin ve sermaye piyasasını ilgilendiren konulara ilişkin olarak şirketin cevap ve bildirimleri ve diğer ilgili hususlar şirketin web sitesinde yayınlanır. Bu hükümdeki yükümlülüğe uymama, kanuna aykırılığın ve yönetim kurulunun görevini yerine getirmemesinin bütün sonuçlarını doğurur. Ceza hükümleri saklıdır. Finansal tabloları ile her türlü rapor üç yıl sitede kalır.
(2) Web sitesinin bilgi toplumu hizmetlerine ayrılmış kısmının ticaret siciline kaydı da dahil olmak üzere, bu maddenin amaçlarına tahsis edilmiş bulunan bu kısmının herkese açık nitelik taşıdığı, burada yer alan mesajlar ile bilgilerin ilgililere yönlendirilmiş açıklamalar ve hukukî iradeler olduğu, sitenin bu kısmına ulaşılmasının usul ve esasları ile ilgili diğer hususlar Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından bir yönetmelikle düzenlenir.
(3) Web sitesinin bu maddenin amaçlarına tahsis edilmiş kısmında yayımlanan bilgilerin başına parantez içinde “yönlendirilmiş mesaj” ibaresi konulur. Bu ibareli mesaj ancak Kanuna ve yukarıda anılan yönetmeliğe uyulmak suretiyle değiştirilebilir. Tahsis edilen kısımda yer alan bir mesajın yönlendirildiği karinedir.
(4) Yönlendirilmiş mesajların basılı şekilleri 82 nci madde uyarınca ayrıca saklanır. Web sitesinde yer alacak bilgiler metin haline getirilip şirket yönetimince tarih ve saati gösterilerek noterlikçe onaylı bir deftere sıra numarasına göre yazılır veya yapıştırılır. Daha sonra sitede yayınlanan bilgilerde bir değişiklik yapılırsa, değişikliğe ilişkin olarak yukarıdaki işlem tekrarlanır.”
b) Madde Gerekçesi ve Madde ile Gerekçesine Yönelik Görüşler
1502. Maddenin madde gerekçesinde de “D) Elektronik işlemler ve bilgi toplumu hizmetleri” başlığı altında elektronik işlemler ve bilgi toplumu hizmetlerine ilişkin hükümler toplu olarak yer almaktadır. Bu konu, gelişmelere açıktır. Pek de uzak olmayan bir gelecekte yapılacak değişikliklerle söz konusu başlık altında yer alan düzenlemelerin genişleyeceği düşünülmüştür. Çünkü alan çok dinamik ve bu konudaki uluslararası çalışmalar çok yoğundur.” İfade edilmiştir.
Bu ifadeden, HUMK tasarısındaki düzenelemelerden de anlaşılacağı üzere bilişim alanında ki işlemlere uygulanacak hukuk kuralları konusunda net ifadelerde bulunulmaktan kaçınılmaktadır. Birçok madde de daha sonra çıkarılacak tüzük, yönetmelik, tebliğlere göndermeler yapılmıştır.[26]
1) Birinci Fıkra: Web Sitesinin İçeriği Ne olmalıdır?
1.1 Şeffaf olmalıdır: “Hüküm, en üst düzeyde şeffaflığın sağlanması amacıyla öngörülmüştür. Web sitesinin, şirketle ilgili bilgilere, şirketin yaptığı açıklamalara, çağrılara, beyanlara ve hazırladığı belgelere, herkesin en kolay şekilde ulaşabildiği en güvenilir araç olduğu düşüncesinden hareket edilmiştir.”[27] Tasarıya maddenin konulmasının en temel nedeni yukarıda saydığımız kurumsal yönetimin etkin kılınmasıdır.[28] Gerekçeye yansıyan bu ifade “camdan cep” haline getirilmek istenen sermaye şirketlerinin şeffaflaşmasına yönelik açıklamalardır.
1.2 İçerik belirli olmalı ve özgülenmiş bir bölümde yer almalıdır: “Hükmün internet tekniğine uydurulması bazı güçlüklere sebep olabilir. Hükmün öngördüğü web sitesi düzeni şöyle açıklanabilir: (a) Her sermaye şirketi[29] bir web sitesi alacaktır. (b) Web sitesine “herşey” konulabilir. “Herşey” hükmü ilgilendirmemektedir. Hükmü ilgilendiren hükümde öngörülen bilgiler, belgeler, raporlar, tablolar, çağrılar vs.’dir (kısaca: “İçerik”). Bunlar numerus clausus değildir. (c) b)’de belirtilenler konulması için web sitesinin bir bölümü 1502. maddenin amaç ve işlevlerine tahsis edilecektir.” İçerikten ne anlaşılması gerektiği madde metninden anlaşılmakla birlikte gerekçede de ayrıntılı açıklanmıştır. Yine tekrar etmek gerekirse, sermaye şirketinin zorunlu olarak oluşturacağı web sitesinde her şey olabilir. Bu herşeyin arasında açıkça ayrıştırılmış bir bölüm oluşturulacak ve bilgi toplumu gereği açıklayıcı bilgiler yer alacaktır.
Bu madde gerekçesi çerçevesinde, sermaye şirketlerine web tasarımı yapacak tasarımcılara eğitim verilmesi zorunludur. Zira Tasarı açıkça belirlilik istemektedir(“…sitenin belirli bir bölümünü,…”). Özgülenmiş bu bölümde, ilk fıkrada sayılanların belli bir düzende siteye konulması gerekecektir. Ayrıca bu bölümün erişiminin şeklide dikkat edilmesi gereken bir noktadır. Örneğin web sitesinin ana sayfasında[30] görünür bir şekilde yönlendirme yapılması gerekecektir.
1.3 Web sitesi ticaret sicilinde ilan edilmelidir: “Tahsis olgusu (tahsisin yapılmış olduğu) ikinci fıkrada belirtildiği üzere web sitesinin tescili değildir. Kaydın kurucu niteliği bulunmayıp tahsis açıklayıcıdır; kamuya tahsis bildirilmektedir. Arzu edilen tahsisin kaydına ‑mümkün ise‑ sicilde özel bir numara verilmesidir. Bu sicil numarası değildir. Ancak, kanun bunu bir hükme bağlamamıştır. Böylece web sitesi içinde bir bölüm ayrılması gerçekleşmiş, ilân edilmiş ve resmîleşmiş olacaktır.”
Bu şekilde ticaret sicil bilgilerinden hem paydaşlar, hem diğer ilgililer(örneğin, avukatlar, mahkemeler, idari makamlar, vb…) muhatap alacakları web sayfası bilgisine ulaşacaklardır.
1.5 1502.Madde yükümlülüklerine uyulmaması kanuna aykırılığın ve yönetim kurulunun görevlerini yerine getirmemesinin bütün sonuçlarını doğurur: Tasarıdaki en önemli ve üzerinde düşünülmesi gereken maddelerden biri 1502.madde, en çok irdelenmesi gereken ifade “kanuna aykırılığın bütün sonuçları”dır.
Gerekçede “Web sitesine konulması gereken bir İçerik konulmamışsa, hukuka aykırılığın ve yönetim kurulunun görevini yerine getirmemesinin tüm sonuçlarını doğurur. Meselâ: Genel kurulun kararının iptal edilmesine, yönetim kurulunun sorumlu tutulmasına yol açar.” Denmektedir.
Yine Tasarı genel gerekçesinin 218.maddesinde “Web sitesine konulması gereken bir bilgi, rapor, açıklama, yönlendirilmiş mesaj vs., siteye konulmamışsa bu, hukuka aykırı bir eylem olarak kabul edilir ve hukuka aykırılığın sonuçlarını doğurur” denmektedir.
Dikkat çeken bir diğer nokta Tasarı’ da “kanuna aykırılık” ifadesi kullanılmasına karşılık, genel gerekçede ve madde gerekçesinde “hukuka aykırılık” ifadeleri kullanılmıştır. Yargıtay kararlarında yansıdığı üzere hukuka aykırılık ile kanuna aykırılık aynı şey değildir. Hukuka aykırlık tüm hukuk sistemi ile çelişmeyi ifade eder.[31] Kanuna aykırılık daha dar değerlendirilmesi gereken bir kavramdır.
MOROĞLU Tasarının bu fıkrasını eleştirmektedir. “Web sitesinde ilan yapılmamasına ceza yaptırımı ile yetinilmeyip bu kadar ağır bir hukuki yaptırımında öngörülmesi aşırı bir tutumdur. , madde metninde “Bu hükümdeki yükümlülüğe uymama, kanuna aykırılığın… bütün sonuçlarını doğurur.” açıklamasına tasarı gerekçesinde örneklendiği üzere “ …‘mesela, genel kurulun iptaline yol açar’ sonucuna varılması da hukuken yanlıştır. Tasarının 414.maddesinde yer alan genel kurulun toplantıya çağırı ilanında web sitesi ile ilana yer verilmediğine göre, genel kurul kararının meydana gelmesinde bu tür ilanın herhangi bir etkisi olmayacaktır. Bu tür ilan kararın içeriği ile ilgili de değildir. Genel kurul kararının alınışı ve içeriği ile ilgili olmayan bir kanuni yükümlülük iptal edilebirlik değil, olsa olsa bir askıda hükümsüzlük hali oluşturabilir.” [32] MOROĞLU maddenin 1. fıkrasının 3. cümlesinin “…Bu yükümlülüğe uymayan yönetim kurulu üyeleri ile murahhas, genel müdür ve yardımcıları gibi üst düzey yöneticiler doğan zarardan sorumlu olurlar…” olması gerektiğini önermiştir.
Gerçekten bu ağır bir sonuçtur. Uygulanması gereken ağır bir sonuçtur.
2) İkinci ve üçüncü fıkra: Yönlendirilmiş Mesaj Nedir?
“İkinci, özellikle üçüncü fıkra yeni bir kavrama yer vermiştir. Bu kavram “yönlendirilmiş mesaj”dır. Kavram AT’ın e-ticarete ilişkin yönergelerinden alınmıştır. Kastedilen üçüncü kişiye yönlendirilen (tevcihî muktazi) mesajdır. Bu mesaj yönlendirildiği andan itibaren şirketin tasarrufundan ‑kural olarak‑ çıkmıştır. Şirket bu mesajı kanunî usul ve şartlara uymadan değiştiremez. “Kanunî usul ve şartlar” ise mesajın içeriğine, niteliğine ve dahil bulunduğu kurum ile bağlı olduğu hükümlere göre değiştirilebilir. Yönlendirilmiş mesaj üçüncü kişi yönünden de hukukî bir anlam taşır. Yönlendirilmiş mesaj, ona dayanan tarafından, yönlendirildiği şekli ile alınmış sayılır. Alınmış sayılma “üçüncü kişi tarafından biliniyor” anlamına gelmez ve böyle anlama uygun sonuçlar doğurmaz. Çünkü kimse web sitesine bakmaya, ona ulaşmaya mecbur değildir. Ancak web sitesine ve yönlendirilmiş mesaja dayanıyorsa yönlendirilmiş mesaj onun tarafından da alınmış kabul olunur. Bu kabul hukukî sonuç doğurur. Yönlendirilmiş mesaj üzerine “yönlendirilmiş” veya eşanlamlı bir ibare konularak diğer mesajlardan ayrılır. Web sitesinin tahsis edilen kısmına konulan mesajlar yönlendirilmiştir. Bunun pek az istisnası olabilir. Tahsis edilen kısımda bulunan mesajlar bu ibareyi içermeseler bile öğrenimin ve yargı kararlarının belirlediği hallerde böyle varsayılabilir. Bu hususta karine vardır.”
3) Dördüncü fıkra: Verilerin Saklanması
Dördüncü fıkra: “Yönlendirilmiş mesajlar 82. madde hükmüne göre saklanır. “ ifadeleri kullanılmıştır.”
Bu fıkra bu haliyle, tasarıya web sayfası zorunluluğu ile ilgili maddelerin konulmasından elde edilmek istenen fayda ile çelişmektedir. Pratik açıdan bir çok sıkıntıya yol açması muhtemeldir. Zira her sermaye şirketine bir noter tahsisi sonucunu doğuracaktır. Web sitesi üzerinde ki bilgiler sürekli güncellenmektedir. Fıkraya göre değişiklik halinde aynı süreç tekrarlanacaktır.
Web sayfasının çıktısını alıp, bunları notere götürüp tasdik etme sonucunu doğurması olasılığı karşısında İBÜ BT Hukuku Uygulama ve Araştırma Merkezi madde fıkrası için “Yönlendirilmiş mesajlar güvenli elektronik imza ile imzalanır; zaman damgası atılarak dijital olarak arşivlenir. Bununla birlikte web sitesinde yer alacak bilgiler şirket yönetimince güvenli elektronik imza ile imzalanır; zaman damgası atılarak dijital olarak arşivlenir. Daha sonra sitede yer alan bilgilerde bir değişiklik yapılırsa, değişikliğe ilişkin olarak yukarda ki işlem tekrarlanır. Arşivlemeye ilişkin usul ve esaslar Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından yayımlanacak yönetmelik ile belirlenir.[33] önerisini yerinde olarak yapmıştır.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
TTK TASARISINDA WEB SİTESİ İLE İLGİLİ MADDELER
E-Devlet Yolunda ki Düzenlemeler
“Şirketler hukukunun gelecek on yılda AB çerçevesinde alması gereken yolu belirleyen ve öngörülen aşamaları gösterip kısa, orta ve uzun vadeye ilişkin kesin öneriler ortaya koyan bu Rapor, Tasarı’yı hazırlayan Komisyon tarafından da değerlendirilip dikkate alınmış, Tasarı’ya yeni giren bir çok kurumun ve hükmün doğrudan esin kaynağını oluşturmuştur: Şeffaflığın en etkili şekilde sağlanması; kurumsal yönetim ilkelerinin genel kurula, yönetim kuruluna ve denetlemeye uygulanması, her sermaye şirketinin bir web sitesi açmakla yükümlü olması, genel kurulların ses ve görüntü nakli suretiyle yapılması, tüzükle düzenlemeye bağlı olarak kurullara on-line katılım, ve on-line oy kullanımı, yönetim kurulu toplantılarının elektronik ortamda yapılması, şahıs şirketleri ile limited şirketlere de bu teknolojinin uygulanması; kurumsal yatırımcılar eli ile oy kullanımının etkili bir konuma getirilmesi, işletmeler topluluğunun düzenlenmesi, bölünme, birleşme ve devralmalar yoluyla işletmelerin (şirketlerin) yeniden yapılandırılması, sermayenin oluşturulması ve korunması, paysahiplerinin bilgilendirilmesi, etkin ve yakın denetim ile iyi, bilinçli, şeffaf, adil, hesap verilebilir ve sorumlu yönetim gibi.”[34]
Tasarıda Web Sitesi Bağlantılı Maddeler, Gerekçeleri, Yorumlar
Tasarı’ nın bir çok maddesinde konuyla ilgili düzenlemelr vardır. Bu düzenlemelerin son hükümlerde yer alan 1503., 1504., 1505. Ve 1506. Maddeler yürürlükteki TTK’ da karşılığı olmayan yeni hükümlerdir. E-devlet ve AB uyum süreci çerçevesinde hazırlanmışlardır.
39.madde tanıtıcı, açıklayıcı niteliktedir.
149., 174., 353., 359., 399., 414., 428., 474., 481., 541.maddeler ilana yöneliktir.
a) E-devlet Yolunda ki Tasarı Maddeleri ve gerekçeleri:
1) MADDE 1503. II – Beyanlar, belgeler ve senetler
– (1) Tarafların açıkça anlaşmaları ve 18 inci maddenin üçüncü fıkrası saklı kalmak şartıyla, ihbarlar, ihtarlar, itirazlar ve benzeri beyanlar; fatura, teyid mektubu, iştirak taahhütnamesi, toplantı çağrıları ve bu hüküm uyarınca yapılan elektronik gönderme ve elektronik saklama sözleşmesi, elektronik ortamda düzenlenebilir, yollanabilir, itiraza uğrayabilir ve kabul edilmişse hüküm ifade eder.
Gerekçe MADDE 1503. – Bu hüküm Avrupa Birliği ülkelerinde genel olarak kabul gören bir uygulamayı kanunlaştırır. 1503.üncü maddenin uygulanabilmesi için iki tarafı bulunan işlemlerde taraflar arasında anlaşmanın varlığıdır.
2) MADDE 1504 – III – Güvenli elektronik imza
(1) Poliçe, bono, çek makbuz senedi, varant ve kambiyo senetlerine benzeyen senetler güvenli elektronik imza ile düzenlenemez. Bu senetlere ilişkin arz, kabul, aval gibi senet üzerinde gerçekleştirilen işlemler güvenli elektronik imza ile yapılamaz.
(2) Konişmentonun, taşıma senedinin ve sigorta poliçesinin imzası elle, faksimile baskı, zımba, ıstampa, sembol şeklinde mekanik veya elektronik herhangi bir araç ile de atılabilir. Düzenlenledikleri ülke kanunlarının izin verdiği ölçüde bu senetlerde yer alacak kayıtlar el yazısı, telgraf, teleks, faks ve elektronik diğer araçlarla yazılabilir, oluşturulabilir, gönderilebilir.
(3) Güvenli elektronik imzanın yabancı ülkelerde yaygınlık kazanıp kullanıldığının Adalet Bakanlığı tarafından belirlenmesi halinde poliçe, bono, çek, makbuz senedi varant ve kambiyo senetlerine benzeyen diğer senetlere ilişkin yasak Adalet Bakanlığının önerisi üzerine Bakanlar Kurulunca kaldırılıp aynı bakanlığın önerisine göre bir tüzükle düzenlenebilir.
MADDE 1504 Gerekçesi – Güvenli elektronik imza Borçlar Kanununda düzenlenmiştir. Ticaret hukuku açısından açıklık getirilmesi gereken husus, kıymetli evrakta güvenli elektronik imzanın kullanılıp kullanılamayacağıdır. Hüküm olası tartışmaları ortadan kaldırmak amacıyla öngörülmüştür.
Birinci fıkrada adları verilerek gösterilmiş senetler üçüncü fıkrada öngörülen tüzük yürürlüğe girene kadar güvenli imza ile düzenlenemez, bu imza ile kambiyo taahhüdüne girilemez, kambiyo işlemi yapılamaz.
İkinci fıkrada birinci fıkrada konulan kuraldan istisna edilen senetler gösterilmiştir. Konişmentonun birinci fıkradan istisna edilmesinde Comite Maritime International’in düzenleme ve tavsiyeleri rol oynamıştır. Diğerleri kıymetli evrak olmadıkları için istisnaya dahil edilmişlerdir.
3) MADDE 1505. – IV – Elektronik ortamda yönetim kurulu ve genel kurul
1. Genel olarak
(1) a) Sermaye şirketlerinde müdürler kurulu ve yönetim kurulu üyelerinin, öngörülen belirli durumlarda, kurul toplantılarına görüntü ve ses aktarılması yoluyla katılabilmeleri ve oy vermeleri esas sözleşme veya şirket sözleşmesiyle düzenlenebilir.
b) Kollektif, komandit, limited ve sermayesi paylara bölünmüş şirketlerde, şirket sözleşmesinde ve esas sözleşmede öngörülerek elektronik ortamda ortaklar kuruluna ve genel kurula katılma, öneride bulunma ve oy verme fiziki katılımın öneride bulunmanın ve oy vermenin bütün sonuçlarını doğurur.
c) Yukarıda öngörülen hallerde, elektronik ortamda oy kullanabilmek için, şirketin bu amaca özgülenmiş bir Web sitesine sahip bulunulması, ortağın bu yolda talepte bulunması elektronik ortam araçlarının etkin katılmaya elverişliliğinin bir teknik raporla kanıtlanıp bu raporun tescil ve ilân edilmiş olması, oy kullananların kimliklerinin saklanması gerekir.
d) Yukarıda anılan şirketlerde esas sözleşme veya şirket sözleşmesi gereği şirket yönetimi, bu yolla oy kullanmanın bütün şartlarını gerçekleştiriri ve ortağa gerekli bütün araçları sağlar.
e) Yukarıdaki hükümler çerçevesinde oyun gerçek sahibi tarafından kullanılmasına ve uygulamaya ilişkin kurallar Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca hazırlanacak bir yönetmelikle düzenlenir.
(2) a) Anonim şirketlerde genel kurullara elektronik ortamda katılma, öneride bulunma, görüş açıklama ve oy verme, fizikî katılmanın ve oy vermenin bütün hukukî sonuçlarını doğurur. Bu hükmün uygulanması esasları bir Bakanlar Kurulu Tüzüğü ile düzenlenir. Tüzükte, genel kurula elektronik ortamda katılmaya ve oy vermeye ilişkin esas sözleşme hükmünün örneği yer alır. Anonim şirketler Tüzükten aynen aktarılacak olan bu hükümde değişiklik yapamazlar. Tüzük ayrıca oyun gerçek sahibi veya temsilcisi tarafından kullanılmasını sağlayan kurallar ile 407 nci maddenin üçüncü fıkrasında öngörülen komiserlerin bu hususa ilişkin yetkilerini içerir.
b) Bu Tüzüğün yürürlüğe girmesi ile birlikte genel kurullara elektronik ortamda katılma ve oy kullanma sisteminin uygulanması pay senetleri borsaya kota edilmiş şirketlerde zorunlu hale gelir.
(3) Birinci fıkranın (e) bendindeki yönetmelik ile pay sahibinin temsilcisine Web sitesi aracılığıyla talimat vermesi esas ve usulleri düzenlenebilir.
Gerekçe MADDE 1505.- Birinci fıkra: Günümüzün teknik ilerlemelerini dikkate alarak, Tasarı, sermaye şirketlerinde müdürler kurulu ve yönetim kurulu toplantıları ile şahıs şirketleri, limited şirketler ve paylı şirketlerde ortaklar kurulu veya genel kurul toplantılarının on-line yapılmasını mümkün kılmaktadır.
Müdürler kurulu ve yönetim kurulu toplantılarında, on-line olarak alınan kararlar geçerlidir. Bu kararlar güvenli elektronik imza ile imzalanabilecekleri gibi, daha sonra, fiziki imza ile de kayıt altına alınabilirler.
Anonim şirketlerde yönetim kurulu toplantılarının on-line olarak yapılabilmesi, özellikle yabancı sermayeli şirketlerde önemli bir sorunu çözümleyecektir. Zira, üyelerinin bir kısmı hatta tamamı yurtdışında yerleşik yabancılardan oluşan yönetim kurullarının toplantılarının fizikî olarak yapılması önemli güçlükler arzetmekte, kararların 6762 sayılı Kanunun 330. maddesinin ikinci fıkrasına göre alınması ise çoğu kez arzu edilen düzeyde müzakereye olanak tanımamaktadır.
Diğer yandan, on-line toplantı sistemi vasıtasıyla genel kurula katılım, öneride bulunma ve oy verme, hukuksal sonuçları açısından, fiziki katılım, öneride bulunma ve oy vermenin bütün sonuçlarını doğuracaktır. Ancak, Tasarının getirdiği ana ilkelerin hayata geçirilmesi için Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca hazırlanacak bir yönetmeliğin çıkarılması gerekmektedir. Zira, oyun gerçek sahibi tarafından kullanıldığının tespiti, güvenilir bir teknik hazırlık ve söz konusu teknik altyapının detaylarının tespitini gerektirmektedir. Tasarıda, bu tür on-line toplantıların yapılabilmesi için şirkette bulunması gereken teknik altyapının varlığının tespiti ve ortağın bu sistemi kullanma istemi ile ilgili düzenlemelere de yer verilmiştir.
İkinci fıkra: Tasarı, anonim şirketlerde de genel kurulların elektronik ortamda yapılmasına yer vermiştir. Anonim şirketlerde de on-line genel kurullara katılım, öneride bulunma, görüş açıklama ve oy verme, fiziki katılımın ve oy vermenin bütün sonuçlarını doğuracaktır. Bu amaçla, anonim şirketlerin esas sözleşmelerine koyacakları hükümler ve diğer düzenlemeler, Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak bir Tüzük ile tespit edilecektir.
Pay senetleri borsada işlem gören anonim şirketler açısından, en büyük sorun yönetimsel anlamda yaşanan güç borçluğudur. Halk paysahiplerinin genel kurullara katılımı yetersiz kalabilmektedir. On-line genel kurullar, bu soruna önemli bir katkı sağlayacak ve halka açık anonim şirketlerin daha şeffaf bir şekilde yönetilmelerine hizmet edecektir.
4) MADDE 1506 – 2. Uygulama kuralları
(1) Elektronik ortamı kullanmak isteyen ortaklar, paysahipleri ve yönetim kurulu üyeleri e-posta adreslerini şirkete bildirirler.
Gerekçe MADDE 1506.- Elektronik ortamı kullanmak isteyen ortaklar, paysahipleri ve yönetim kurulu üyeleri, e-posta adreslerini şirkete bildirmek ile yükümlü olacaklardır.
C) Tasarıda ki Diğer Maddelerde “web sitesi”
1) MADDE 39 – Tasarı birinci kitabı üçüncü kısmında yer almaktadır: 1) Ticaret Unvanı ve İşletme Adı)
“…(2)Ayrıca tacirin kullandığı işletmeyle ilgili belgelerinde, …ve ayrıca web sitesi adresi ve numarası da gösterilir.”
MADDE 39 Gerekçesi– 6762 sayılı Kanunun 41 inci maddesini karşılayan ve tekrarlayan bu hükmün ikinci fıkrası yenidir. AT’ın şirketler hukukuna ilişkin 68/151/AET sayılı 1. yönergesinden esinlenerek ve 1502 nci maddenin öngörülme amacı gözönünde tutularak kaleme alınan bu hüküm ile şeffaflığın sağlanması amaçlanmıştır. Tacir işletmesiyle ilgili belgelerinde sicil numarasını, ticaret unvanını, merkezini, tacir ticaret şirketi ise sermaye miktarını ve ayrıca web sitesi adresi ve numarasını yazmak zorundadır. Bunlar sözkonusu belgelere yazılması gerekenler bakımından kanunî asgariyi göstermektedir. Tacir bunlara eklemeler yapabilir (meselâ Almanya’da olduğu gibi, yönetim kurulu üyelerinin adlarını ve faaliyet adresini yazabilir).
2) MADDE 149 – Tasarı ikinci kitabı birinci kısmı, F bölümünde(Birleşme) yer almaktadır: (5. İnceleme hakkı ve malvarlığında değişiklikler – a) İnceleme hakkı)
“(1) Birleşmeye katılan ortaklıklardan her biri, merkezleriyle şubelerinde ve halka açık anonim şirketler de, Sermaye Piyasası Kurulunun öngöreceği yerlerde, genel kurul kararından önceki otuz gün içinde
a) birleşme sözleşmesini,
b) birleşme raporunu,
c) denetleme raporunu,
d) son üç yılın yıl sonu finansal tablolarıyla yıllık faaliyet raporlarını, gereğinde ara bilânçolarını
ortakların, intifa senedi sahipleriyle ortaklık tarafından ihraç edilmiş bulunan menkul kıymet hâmillerinin, menfaati bulunan kişilerin ve diğer ilgililerin incelemesine sunmakla yükümlüdür. Bunlar ilgili sermaye şirketlerinin web sitelerinde de yayınlanır.”
MADDE 149 GEREKÇESİ – “Maddenin kaynakları İBirK 16 ncı madde ile 78/855/AET sayılı yönergenin 11 inci maddesidir. Hükmün amacı, ortaklara, intifa senedi hamilleri ile menkul değer veya menfaat sahiplerine ve diğer ilgililere bilgi vermek; bu suretle haksız menfaat sağlanmasını ve kaybını önlemek; şeffaflığı sağlamak ve oy hakkını haiz olanlara bu haklarını bilinçli olarak kullanmalarında yardımcı olmaktır.
149 uncu madde, bir çok noktada kaynaklardan ayrılmıştır: (1) İnceleme hakkı sadece ortaklara değil, daha geniş bir menfaat çevresine tanınmıştır. (2) Sözkonusu belgelerin ‑varsa‑ basılı şekillerinin aynı menfaat sahiplerine verilmesi öngörülmüştür. Bu hüküm belgelerin basılmasını isteme hakkını kimseye vermez. (3) Maddede anılan belgelerin sermaye şirketlerinin web sitelerinde yayınlanması zorunluğu da Tasarıya özgüdür. Küçük ve orta ölçekli ortaklıklara ilişkin istisna için 147 nci maddenin gerekçesine bakılmalıdır.”
3) MADDE 174: Tasarı ikinci kitabı birinci kısmı, F bölümünde(Bölünme) yer almaktadır.(5. Korunmaya ilişkin hükümler – a) Alacaklıların korunması – aa) Çağrı)
“(1) Bölünmeye katılan ortaklıkların alacaklıları, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi ile ortaklık sözleşmesinde öngörülen gazetelerde üç kez yapılacak ve web sitesine de konulacak ilânla, alacaklarını bildirerek güvence verilmesi için talepte bulunmaya çağrılırlar”
GEREKÇE MADDE 174 – “…bölünmenin alacaklılar yönünden tehlikesi birleşmeden farklıdır ve daha fazladır.
Yukarıda açıklanan sebeplerle bölünmeye katılan ortaklıklara Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yapılacak ve web sitesine konulacak ilanlarla alacaklıları esas sözleşmeye göre ve her hâlde alacaklarını bildirmeye ve güvence istemeye üç kez davet ederler. Alacaklılar bu talebe karşılık verip vermemekte serbesttirler. Talepte bulunmayanlar güvence sağlanmasını isteme hakkını yitirirler…”
4) MADDE 353: Tasarı ikinci kitap dördüncü kısım birinci bölüm (XIV – Fesih davası)
“…(5) Davanın açıldığı ve verilen mahkeme kararı, mahkemenin bildirimi üzerine, derhal ve resen ticaret siciline tescil ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilân olunur. Ayrıca, yönetim kurulu, tescil ve ilânı yapılan hususu, tatmin edici tiraja sahip gazetelerde ilân eder; web sitesine koyar.”
MADDE 353 Gerekçesi – “…Hükmün benzerleri AB ülkeleri ile İsviçre’de de [İsv. BK 643 (3)] mevcuttur…
…Hem davanın açıldığı hem de verilen karar, mahkeme tarafından resen ticaret siciline bildirilip tescil ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan olunur. Ayrıca yönetim kurulu, tescil ve ilan edilen hususu tatmin edici tiraja sahip olan gazetelerde ilan eder; web sitesine koyar.”
5) MADDE 359: Tasarı ikinci kitap dördüncü kısım ikinci bölüm(Yönetim Kurulu-Atama ve seçim-Üyelerin sayısı ve nitelikleri)
“… (2) Bir tüzel kişi yönetim kuruluna üye seçildiği takdirde, tüzel kişiyle birlikte, tüzel kişi adına, tüzel kişi tarafından belirlenen sadece bir gerçek kişi de tescil ve ilân olunur; ayrıca şirketin web sitesinde tescil ve ilân keyfiyeti yayımlanır. Tüzel kişi adına sadece bu tescil edilmiş kişi toplantılara katılıp oy kullanabilir.”
MADDE 359 Gerekçesi – “Tasarının be maddesi 6762 sayılı Kanunun 312 nci maddesine nazaran bir çok yeniliği içermektedir…
(d) Ayrıca 1505 inci maddede on-line olarak yönetim kurulu toplantısı yapılmasına olanak sağlanmıştır…
İkinci fıkra: İkinci fıkrada, tüzel kişilerin yönetim kurulu üyesi olabilmelerine olanak tanınarak, bir taraftan, 623 üncü maddesinin ikinci fıkrası ile uyum sağlanmış, diğer taraftan tüzel kişinin yönetim kurulu üyesi olarak sorumlu tutulmasının yolu açılarak şirkete, paysahiplerine ve alacaklılara güvence verilmiştir. Düzenleme sorumluluk hukukunun ana gelişme ekseni ile çakışmaktadır. Dev yapılı, çok uluslu şirketlerin; temsilcilerinin arkasına gizlenmelerine hukukun seyirci kalması sadece adaletsizliği artırmakla kalmamakta aynı zamanda hukuka güveni de sarsmakta, hukukî gerçeğe göz kapama anlamına gelmekte ve kanunkoyucuyu da hukuk kuralının nesnelliği yönünden müşkül durumda bırakmaktadır. Bu fıkra ile çağdaş, hakça bir sorumluluk sistemi kabul edilerek, tüzel kişinin temsilcisinin üye seçilmesi ile üyenin (temsilcinin) tüzel kişi ile arasındaki bağın kesildiği ve tüzel kişinin, temsilcisinin eylem ve kararlarından sorumlu tutulamayacağı şeklindeki yapay teori reddedilmiştir. Artık, tüzel kişilerin temsilcilerinden oluşan zayıf malvarlıklı üyelerin sorumluluğu ile hukukî gerçeklere göz yumulmayacaktır.
Şirketler topluluğu gerçeğini tanıyıp düzenleyen (madde 195 vd.) bu Kanun için 359 uncu madde sisteminin kabulü zorunluydu.
Tüzel kişi yönetim kuruluna bizzat gelemeyeceği için toplantıya katılacak olan gerçek kişi onun tarafından belirlenir ve onun adına tescil ve ilan olunur. Toplantılara anılan gerçek kişi katılıp oy kullanır. Kullanılan oy tüzel kişinindir. Tescil, tüzel kişinin üyeliğini sözkonusu gerçek kişinin kişiliğinde somutlaştırıp belirgin konuma getirmekte ve bu yönden kurucu bir etkiye sahip bulunmaktadır. İlan ise bunu üçüncü kişilere bildirir. Ayrıca tescil ve ilan keyfiyeti şirketin web sitesinde de yayımlanır. Belirleme, tüzel kişinin kurula her toplantıda farklı kişileri yollayarak kurulun çalışmasını ve istikrarını bozmasına engel olmak amacına yöneliktir. Tüzel kişi adına tescil ve ilan edilecek kişi, tüzel kişi tarafından belirlenir, yoksa genel kurul tarafından seçilmez; esas sözleşmeye bu yolda hüküm konulamaz. Çünkü, seçimle tüzel kişi yönetim kuruluna üye olmuştur. Tüzel kişi, kendi adına toplantılara katılacak kişiyi değiştirmek istiyorsa şirkete başvurarak yeni kişiyi tescil ve ilan ettirmelidir. Gerçek kişiyi belirlemek ve değiştirmek hakkı sadece tüzel kişiye aittir. Ancak şirketin, haklı sebeplerin varlığında tüzel kişiden değiştirme talebinde bulunmaya hakkı vardır.”
6) MADDE 399 – Tasarı ikinci kitap dördüncü kısım üçüncü bölüm:C) Denetçi – Seçim, görevden alma ve sözleşmenin feshi)
“(1) Denetçi, şirket genel kurulunca; topluluk denetçisi, ana şirketin genel kurulunca seçilir. Denetçinin, her faaliyet yılı ve her halde görev ifa edeceği faaliyet yılı bitmeden seçilmesi şarttır. Seçimden sonra yönetim kurulu gecikmeksizin denetleme görevini denetçiye verdiğini Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilân eder; şirket de bunu web sitesinde yayımlar…”
MADDE 399 Gerekçesi – Birinci fıkra: Denetim bir anlamda yönetimin denetlenmesi olduğu için denetçinin seçimi genel kurula aittir ve genel kurulun bu yetkisi devredilemez niteliktedir. Nitekim 408 inci maddenin birinci fıkrasının (c) bendinde de bu kural açık bir şekilde öngörülmüştür. Böylece teorik temelde, 6762 sayılı Kanununu 347 nci maddesi ile Tasarı arasında tam bir ilkesel uyum vardır. Seçimin her faaliyet yılı için yenilenmesi ve gelecek yılın denetçisinin içinde bulunulan faaliyet yılı bitmeden belirlenmiş olması şarttır. Seçimin zamanına ilişkin hüküm emredicidir. Aykırılık halinde altıncı fıkra hükümleri uygulanır. Seçilen denetçi ile sözleşmeyi yönetim kurulu yapar. Denetçi, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi ile web sitesinde yayınlanır. Denetim sözleşmesinin niteliği, tartışmalı olup her ülkenin doktrini ve mahkeme kararlarıyla belirlenmektedir. Bu soruna sözleşmenin kamusal çizgiler taşıyıp taşımadığı ile denetçilerin bir tür organ olup olmadığı alt sorunları da girer.
7) MADDE 414 – Tasarı ikinci kitap dördüncü kısım dördüncü bölüm:III – Çağrının şekli – 1. Genel olarak)
(1) Genel kurul toplantıya, esas sözleşmede gösterilen şekilde, şirketin web sitesinde ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanan ilânla çağrılır. Bu çağrı, ilân ve toplantı günleri hariç olmak üzere, toplantı tarihinden en az iki hafta önce yapılır. Pay defterinde yazılı paysahipleriyle, önceden şirkete pay senedi veya paysahipliğini kanıtlayıcı belge tevdi ederek yerleşme yerlerini bildiren paysahiplerine, toplantı günü ile gündem ve ilânın çıktığı veya çıkacağı gazeteler, iadeli taahhütlü mektupla bildirilir…”
MADDE 414 GerekçeSİ – “Hüküm 6762 sayılı Kanunun 355 inci maddesinin tekrarıdır. Ancak 1505 inci maddeye uygun olarak Web sitesi hükme eklenmiştir.”
MOROĞLU maddenin birinci fıkrasının 3 üncü cümlesine(birinci fıkra hükmüne paralel olarak “…şirketin web sitesi adresi…” ibaresi eklenmesi gerektiğini önemiştir.[35]
8) MADDE 474 – Tasarı ikinci kitap dördüncü kısım beşinci bölüm ikinci ayrım:II – Alacaklılara çağrı)
(1) Genel kurul esas sermayenin azaltılmasına karar verdiği takdirde, yönetim kurulu, bu kararı şirketin web sitesine koyduktan başka, 37 nci maddede anılan gazetede ve aynı zamanda esas sözleşmede öngörüldüğü şekilde üç defa ilân eder. ilânda alacaklılara Türkiye Ticaret Sicili Gazetesindeki üçüncü ilândan itibaren iki ay içinde, alacaklarını beyan ederek bunların ödenmesini veya güvence altına alınmasını isteyebileceklerini bildirir. Şirketçe bilinen alacaklılara ayrıca çağrı mektupları gönderilir…”
9) MADDE 481 – Tasarı ikinci kitap dördüncü kısım altıncı bölüm ikinci ayrım:B) Ödemeye çağrı)
“(1) Payların bedelleri ve varsa prim, yönetim kurulu tarafından, esas sözleşmede başkaca hüküm bulunmadığı takdirde, paysahiplerinden ilân yoluyla istenir. İlânda talep edilen sermaye borcunun oranı veya tutarı ile ödeme tarihi ve ödemenin nereye yapılacağı açıkça belirtilir…”
MADDE 481 GEREKÇESİ – Hüküm, esas itibariyle 6762 sayılı Kanun 406. maddesinin tekrarıdır. Ancak mevcut metinde sorun yaratan iki noktada yeni metinde açıklık sağlanmış, bir de hükme ilânın içeriğine ilişkin bir ekleme yapılmıştır. Birinci cümlede ‑varsa‑ primin de aynı yolla isteneceği ve yetkili organın yönetim kurulu olduğu belirtilmiştir. Yönetim kurulunun bu yetkisi devredilemez. Esas sözleşmeler sadece “ilan yolu ile isteme” kuralında farklı düzenleme getirebilirler. Bu, şeffaflık ilkesi aleyhine ve paysahibinin haber almasını zorlaştıran yönde olamaz. 481. madde, ilâna ek olarak, haber verme olanağını artırmayı sağlamalıdır. İlanın içeriği de asgarî düzeyin belirlenmesine ilişkindir. Çağrının Web sitesine de konulması 1502. maddenin gereğidir.
10) MADDE 541 – Tasarı ikinci kitap dördüncü kısım onuncu bölüm:Tasfiye – 2.Alacaklıların çağrılması ve korunması
“(1) Alacaklı oldukları şirket defterlerinden veya diğer belgelerden anlaşılan ve yerleşim yerleri bilinen kişiler taahhütlü mektupla, diğer alacaklılar Türk Ticaret Sicili Gazetesinde ve şirketin web sitesinde ve aynı zamanda esas sözleşmede öngörülen şekilde, birer hafta arayla üç defa ilân suretiyle şirketin sona ermiş bulunduğu konusunda bilgilendirilirler ve alacaklarını tasfiye memurlarına bildirmeye çağrılırlar…
(4) Yukarıdaki fıkralarda yazılı hükümlere aykırı hareket eden tasfiye memurları haksız olarak ödedikleri paralardan dolayı 553 üncü madde uyarınca sorumludur.”
11 MADDE 562 – Tasarı ikinci kitap dördüncü kısım onikinci bölüm: A) Suçlar ve cezalar
“(1) Bu Kanunun;…
l) 1502 nci maddede öngörülen Web sitesini bu Kanunun yürürlüğe girmesinden itibaren üç ay içinde oluşturmayan veya Web sitesi mevcut ise aynı süre içinde gerekli tahsisi yapmayan anonim şirket yönetim kurulu üyeleri, limited şirket müdürleri ve sermayesi paylara bölünmüş anonim şirkette komandite ortaklar altı aya kadar hapis ve yüz günden üçyüz güne kadar adlî para cezasıyla ve aynı madde uyarınca Web sitesine konulması gereken içeriği usulüne uygun bir şekilde koymayan bu bentte sayılan failler üç aya kadar hapis ve yüz güne kadar adlî para cezasıyla
cezalandırılırlar.”
MADDE 563.- (1) 562 nci maddede belirlenen suçlar re’sen takip olunur.
[1] 1353 Sayılı yasanın yürürlükte olması nedeniyle Türkiye Cumhuriyeti Kanunlarında Türkçe harflerin kullanılması zorunludur. 1353 Sayılı yasanın 1.maddesine göre “merbut cetvelde şekilleri gösterilen” harfler bellidir. Tasarıda “w” harfinin kullanılması hukuken doğru değildir.
[2] TİSK’İN TÜRK TİCARET KANUNU TASARISINA İLİŞKİN GÖRÜŞ VE ÖNERİLERİ, 2005, http://www.tisk.org.tr
[3] Tasarı Genel Gerekçe madde 89
[4] MOROĞLU Tasarıda ki metnin “Ticaret şirketleri kollektif, kommandit, anonim, limited şirketler ile kooperatiflerden ibarettir” şeklinde düzeltilmesi gerektiğini önermiştir. MOROĞLU, E.Prof.Dr., TTK Tasarısı Değerlendirme ve Öneriler, 2.Bası, 2005, İstanbul Barosu Yayınları, İstanbul, sf.56
[5] http://tr.wikipedia.org/wiki/Internet_%28%C3%B6zel_isim%29
[6] TOPALOĞLU M., 2005, Bilişim Hukuku, Karahan Kitabevi, Adana, s.81
[7] http://tr.wikipedia.org/wiki/Internet_%28%C3%B6zel_isim%29
[8] http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0nternetin_Tarihsel_Geli%C5%9Fimi
[9] “Wireless Fidelity” kelimelerinin kısaltması olup kablosuz bağlılık veya kablosuz bağlantı anlamına gelir. Wi-Fi ürünlerin kablosuz bağlantı sağlayabildiğini gösteren bir uyumluluk göstergesidir(Bkz http://tr.wikipedia.org/wiki/Wiki, Haziran, 2007 )
[10] internet
[11] Modem, tanım olarak “Modulator” ve “Demodulator” kelimelerinin birleşiminden üretilmiştir. Uzak mesafelerde bulunan iki elektronik sistemin birbirleri arasında haberleşmesini sağlayabilmek için dizayn edilmiş aygıtlardır.(Bkz http://tr.wikipedia.org/wiki/Wiki, Haziran, 2007 )
[12] Internet Protocol
[13] Domain Name System(Alan Adı Sistemi); İnternet ağını oluşturan her birim sadece kendine ait bir IP adresine sahiptir. Bu IP adresleri kullanıcıların kullanımı için http://www.site_adı.com gibi kolay hatırlanır adreslere karşılık düşürülür. DNS sunucuları, internet adreslerinin IP adresi karşılığını kayıtlı tutmaktadır.
[14] TCP (Transmission Control Protocol ) ve IP (Internet Protocol) ün kısaltmalarıdır. İnternetin çalışmasını sağlayan bir iletişim protokolleri bütünüdür. (Bkz http://tr.wikipedia.org/wiki/Wiki, Haziran, 2007 )
[15] http://tr.wikipedia.org/wiki/Internet_%28%C3%B6zel_isim%29
[16] Hypertext Transfer Protocol
[17] “Web siteleri genelde bütün içeriklerinin ana sayfada yer almasını istemezler. Bunu engellemek için dosyalarına ana sayfadan erişimi sağlayan link verme yoluna giderler”(Bkz. http://tr.wikipedia.org/wiki/Link)
[18]
[19] Bkz.sf
[20] BK Tasarı md.14/2, 15/1; HUMK Tasarı md.203, 209, 214, 223, 246/3, 416; TTK Tasarı bkz. Sf.
[21] Bir avukatın Adliyeye giderek yapması gereken işleri ofisinde bilgisayarı başında yapması halinde kazanacağı zaman;
[22] EFT işleminin banka şubesine gidilerek yapılması halinde ortalama maliyet 1,27$ iken, internet şubesinden gerçekleştirilmesi durumunda maliyeti 0,01 $ dır.
[23]
[24] AKSOY, Asu, “İnternet ve Demokrasi”, TDV, Diyalog Dergisi, Ankara, TDV Yayını, 1996
[25] MUSTAFA TOPALOĞLU, Bilişim Hukuku, 2005, Karahan Kitabevi, s.81
[26]
[27] Gerçekten de web sitesine ulaşmak için herhangi bir yerde bir kişisel bilgisayar ve bir internet bağlantısı yeterli olacaktır.
[28] Bkz.Kurumsal yönetim, Şeffaflık, Bölüm 1, Sf.1
[29] Bkz.Sermaye şirketleri Bölüm 1, Sf.2
[30] Şimdiden belirtmek gerekir ki web sitesisnin ana sayfasında gerekli yönlendirmenin yapılması zorunludur. Tasarının yasalaşması durumunda bu konuların düzenlenmesi yönetmeliklerle olacağından yönetmeliklerde dikkat edilecek hususlardan biri bu olmalıdır.
[31] “Hukuka Aykırılık: En Başta Milli Hukuk Sistemimiz İçinde Yürürlükteki Tüm Hukuk Kurallarına Aykırılık Anlamına Gelmesi- Anayasa-Uluslararası Sözleşmelere-Kanunlara-KHK-Tüzüklere-Yönetmeliklere İBK-Teamül Hukukuna Aykırı Uygulamaların Tümü” T.C.YARGITAY CGK E. 2005/7-144 K. 2005/150 T. 29.11.2005;
[32] MOROĞLU, E.Prof.Dr., TTK Tasarısı Değerlendirme ve Öneriler, 2.Bası, 2005, İstanbul Barosu Yayınları, İstanbul, sf.208
[33] İBÜ Bilişim Teknolojisi Hukuku Uygulama ve Araştırma Merkezi, TTK Tasarısı Metninde Elektronik ortamda gerçekleştirilen iş ve işlemleri Düzenlemeye İlişkin hükümler Hakkında Değerlendirme, İstanbul, sf.11-12
[34] Tasarı, Genel Gerekçe, md.94
[35] MOROĞLU, E.Prof.Dr., TTK Tasarısı Değerlendirme ve Öneriler, 2.Bası, 2005, İstanbul Barosu Yayınları, İstanbul, sf.132
